Sayfalar

3 Aralık 2010 Cuma

CBÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Cüneyt Temiz: SPONDİLOLİSTEZİS-BEL KAYMASI

Bel kayması nedir?
Bel kayması; bel omurgamızı oluşturan omurlarımızın birbiri üzerinden öne veya arkaya kaymasıdır. En sık 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel ve kuyruk sokumu omurları arasında görülür. Tıp dilindeki ismi “spondilolistezis”tir.

Nasıl gelişiyor? Neden olur?
Bel kayması bel omurlarını belli bir düzen içinde bir arada tutan eklem ve bağların zedelenmesi ile oluşur. Kazalar, düşmeler gibi travmatik, omurga tüberkülozu gibi enfeksiyöz, çeşitli tümörlerin bel omurlarına atlamasına bağlı tümöral nedenlerle oluşabildiği gibi, yaşla birlikte artan bel omurgasında kireçlenme ve kemik erimesi ile birlikte de görülür. En önemli neden omurganın doğal yaşlanma süreci ve fazla kilodur.

Mutlaka bel kemiklerinde mi olur?
Spondilolistezis, en sık bel omurları arasında görülür çünkü bu bölge vücudun yükünü en çok taşıyan bölgedir. Fakat sırt ve boyun omurlarında da görülebilir. Bu bölgelerde görülenler ise daha çok kazalar veya düşmeler sonucu oluşan omur kırıkları ile birliktedir.

Belirti ve bulguları nelerdir?
En önemli belirti, hastanın ayağa kalktığında artan, yatmakla azalan bel ve bazen de her iki bacak ağrısı olmasıdır. Hastalar çoğunlukla uzun yol yürüdüklerinde veya uzun süre ayakta kaldıklarında dayanılmaz bel ağrılarından yakınırlar. Olayın ciddiyetine göre, bacaklarda güçsüzlük, öne doğru kamburlaşma ve son dönemlerde idrar ve büyük abdest tutamama veya yapamama gibi şikayetler de başlar.

Nasıl tanı koyuyorsunuz?
Tanının ilk aşaması her branşta olduğu gibi hastayı dinleme ve muayene etme ile başlıyor. Ağrının niteliği, bacaklarda güçsüzlük olup olmaması bizim için önemli noktalar. Bundan sonra genellikle düz bel filmleri çekiyoruz. Bu filmlerde kayan omurlar görülür. Ayrıca hasta öne ve arkaya eğilmişken yapılan düz filmler, bize fazla hareketli omur olup olmadığını da gösteriyor. Daha sonda bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans incelemeleri yaparak hem kemik ve hem de sinir dokularının ayrıntılı incelemelerini yapıyoruz.

Bel kayması başlangıç aşamasında ise nasıl bir tedavi tercih edilir?
Başlangıç aşamasında, bel kaslarını güçlendiren egzersizler, çeşitli fizik tedavi yöntemleri, korse kullanımı ve ilaç tedavisi uygulanır. Hastaya omurgasını doğru kullanması öğretilir ve diyet ile kilo vermesi sağlanır.

Bel kayması nasıl tedavi edilir?
İkinci dereceden, yani bir omur alttakinin yarısından fazla öne kaymışsa, düşük olan bel kaymaları genellikle ilaç, korse ve fizik tedavi yöntemleri ile tedavi edilir. Fakat eğer hastalarda ayaklarda güç kaybı veya idrar tutamama gibi bulgular varsa bu olgular da ameliyat edilirler. Bu bölge halk arasında sadece kemiklerden oluşmuş gibi düşünülse de, aslında omurların oluşturduğu kanaldan omurilik ve sinir kökleri geçmektedir ve bu sinir dokusunun kaymanın oluşturduğu baskı ve harabiyetten kurtarılması asıl tedavidir.

Bel kayması tedavisinde ameliyat ne zaman şart olur?
İkinci derecenin üzerinde bel kayması olan veya bacaklarda güç kaybı, dayanılmaz bel veya bacak ağrısı olan, idrar ve büyük abdest tutamama veya yapamama gibi bulguları olan hastalarda ameliyat gereklidir.

Bel kayması ameliyatında hangi yöntemler kullanılır?
Çoğunlukla omurganın arkasından yaklaşarak sinir dokusunun baskıdan kurtarılması ve omurlar arasına titanyum alaşımlı vidalar konarak omurganın normal diziliminin yeniden oluşturulması ameliyatları uygulanır. Bazı hastalarda ise yine belden girilerek vidaların konmasına ek olarak diskin boşaltılması ve bu aralığa da özel metaller konması da gerekebilir.

Bel kayması tedavi edildikten sonra tekrar edebilir mi?
Aynı mesafeden tekrar etmesi pek mümkün değildir. Ama vida konmamış daha üst veya alt mesafelerde yeni kaymalar oluşabilir. Buradaki en önemli nokta hastanın kilo vermesi ve bel omurlarını doğru kullanmasıdır.

Bel kayması tedavi edilmezse başka hangi sorunlara yol açabilir?
Dayanılmaz bel ve bacak ağrıları gelişebilir. Hasta bu nedenle sürekli yatmak zorunda kalabilir. Ayrıca bacaklarda güç kaybı, idrar ve büyük abdest problemleri de sıkça karşılaşılan sorunlardır.

Bel kayması hastalarının yaptığı yanlışlar nelerdir?
En önemli yanlış, fazla kilo alımıdır. Kabaca, bir insanın kilosunun boyunun son iki rakamı kadar olması gerekir. Fazla kilo, özellikle bel omurları üzerinde, aşırı yük demektir ve bu omurların dayanma sınırını aşabilir. İkinci yanlışlık da omurgamızı doğru kullanmamaktır. Ortopedik yatak ve alafranga tuvalet kullanmak, öne doğru eğilmek yerine dizlerimizi bükerek hareket etmek, otururken belimizi dik tutmak daha doğrudur. Ayrıca orta yaşın üzerindeki hanımların rutin sağlık kontrolleri sırasında kemik ölçümlerinin yapılması ve eğer gerekli ise kemik erimesi tedavisinin başlanması gerekir.

Bel kayması fizik tedavi ile iyileştirilebilir mi?
Bel kaymasının erken dönemlerinde fizik tedavi yöntemleri etkilidir. Ama ilerlemiş kaymalarda cerrahi tedavi gereklidir. Burada önemli nokta bacaklarda veya ayaklarda güçsüzlük oluşmasıdır. Bu durumda hızla cerrahi tedavi gereklidir.

29 Kasım 2010 Pazartesi

10 Kasım 2010 tarihli Sağlıkta Gündem: GRİP & SOĞUK ALGINLIĞI

Sevgili Manisalı Hemşerilerim,
Haftaya Kurban Bayramı tatili nedeniyle sizlerle birlikte olamayacağız. Bu nedenle hepinizin bayramını kutluyorum.
Yaklaşık 1 yıldır, izin demeden, tatil demeden her hafta sizlere sağlık konusunda doğru ve güncel bilgi vermeye çalıştım. Bu süre içinde yardımcı olan tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum.
Gazete yazısı yazmak, gündemi takip edip sizlerin ilgisini çekecek konular bulmak, hekimlerle söyleşmek, notlar alıp onları sizler için bu sayfaya hazırlamak… Dünyanın en zor ve yoğun mesleklerinden birini icra eden kişilerle bunları yapmak… Gerçekten çok zor bir meslek bu gazetecilik!
Ama bir o kadar da keyifli. İnsan ne yaparsa yapsın, başkasına anlatmadı mı anlamı yok. Bence medyanın gücü de buradan geliyor. Hani hikaye bu ya; Temel ve Cindy Crawford bir uçak kazası sonrası bir adaya düşmüşler. Başka kimse yok. Gel zaman git zaman artık karı-koca hayatı yaşamaya başlamışlar. Fakat kısa bir süre sonra Temel yine mutsuz! Cindy sormuş “neyin var Temel’ciğim?”. Teme,l akşama sofrayı hazırla anlatayım demiş. Akşam olunca Cindy’nin saçlarını kısacık kesmiş, uçlarından ona bıyık yapmış. Birde şapkasını taktırmış. Ardından Cindy’ye bakarak “Ula Dursun! Biliyor musun, üç aydır kiminle yaşıyorum?” demiş. Sizin anlayacağınız insan yaptıklarını anlatmadı mı bir anlamı kalmıyor.
Gelelim Kurban Bayramı ve Sağlık konusuna: İlk dikkat edeceğiniz konu, kurban kesme sırasındaki kazalar. İkincisi ise sağlıklı beslenme. Bizim ailede Kurban Bayramının birinci günü kesilen kurbandan hemen bir mangal hazırlanır ve o pişinceye kadar bir şey yenmez ve öğleye doğru kurban etiyle kahvaltı yapardık. Rahmetli babacığım, Kurban Bayramı adetlerini çok severdi. Ben de onu hiçbir konuda kıramadığım gibi bu konuda da kırmaz ne istiyorsa yapmaya çalışırdım. Ancak son yıllarda bu adetten vazgeçirmiştim. Bayram namazından gelir gelmez her zaman yaptığımız klasik kahvaltımızı yapmaya başladık.
Bayramın diğer günlerinde de devamlı et yenilmesini önermiyorum. Normal kahvaltınıza devam etmeyi ve öğlen yemeklerinde sebze yemenizi öneriyorum. Ayrıca et yenildiğinde vücutta sindirim sırasında açığa çıkan zararlı maddeler, yanında yiyeceğiniz taze sebzelerdeki maddelerle birleşir ve vücuda zarar vermeden atılır. İşte bu yüzden et yemeğinin yanında her zaman bol bol salata, taze sebze yemenizi öneriyorum. Ayrıca et yemeğine her zaman bol miktarda baharat ekleyin. Özellikle zerdeçalı mutfağınızdan eksik etmeyin. Ben Karaköy pazarının girişindeki arkadaşlardan kök olarak alıyorum. Eşim yemek yaparken içine bir parça atıyor, sonra onu alıyoruz.
Bayramda üçüncü dikkat edeceğiniz konu, kurban keserken bir içeri, bir dışarı aman üşütüp nezle, grip olmayın. Bu hafta konuğum üniversitemizin genç akademisyenlerinden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Yrd.Doç.Dr.Kıvanç Günhan. Şu tarihlerde yurt dışında kongrede olmasına rağmen, gitmeden önce beni kırmayıp sizler için bu söyleşiyi yaptığı için kendisine çok teşekkür ederim.
Sağlıkta Gündem’i okuyun, sağlıklı yaşayın.

CBÜ Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd.Doç.Dr.Kıvanç Günhan: GRİP - SOĞUK ALGINLIĞI

Grip nedir?
Grip burun, boğaz ve akciğerleri tutan, influenza virüslerinin neden olduğu, dönem dönem büyük çapta salgınlarla seyreden, çocukluk çağındaki olguların hastaneye yatışlarını gerektiren, komplikasyonlara zemin hazırlayan, yaşlılar ve kronik (süregen) hastalığı olanlarda ölümlere neden olabilen solunum yollarının bulaşıcı, önemli bir enfeksiyon hastalığıdır. Ani başlayan ve 380C yi geçen, yüksek ateşle seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır. Grip geçiren olguların büyük bölümü hastalığı ayakta geçiremezler, yatağa düşerler. Grip belirtileri insanların çoğunda bir hafta sürer ve bir hafta sonra kendilerini iyi hissetmeye başlarlar. Özellikle çocuklar, gebe kadınlar, yaşlılar ve kronik sağlık problemleri olan insanlarda grip çok ağır seyredebilir, hatta ölümle sonuçlanabilir.

Hangi yolla bulaşıyor?
Grip, öksürük veya hapşırma yolu ile yayılan virüs yüklü su damlacıkları ile taşınan çok bulaşıcı bir viral hastalıktır. Dolayısıyla grip virusü taşıyan birisiyle yakın temasta solunum sistemi yoluyla bulaşır. Virüsü kapmış bir yetişkin henüz grip belirtileri başlamadan 1 gün öncesinden belirtiler geçtikten 5 gün sonrasına kadar virüsü etrafa bulaştırabilir. Bu süreler çocuklarda iki katı kadar daha uzundur. Yani çocuklar grip virüsünü bulaştırmada önemli rol oynarlar. Özellikle kreşlerde oyuncakların ağza sokulmasıyla grip olan bir çocuktan diğerine virüs kolaylıkla bulaşabilmekte ve böylelikle virüsü alan çocuk da evdeki diğer bireylere virüsü bulaştırabilmektedir.

Kimler risk altındadır?
Kısaca herkes. Ama yine de gribin olumsuzluklarını en şiddetli biçimce yaşayan bazı kişileri risk grupları içinde toplayabiliriz. Bunlar arasında; yaşlılar; kalp, akciğer, şeker ve böbrek hastalığı olanlar; bakımevinde yaşayanlar, grip sezonunda gebe olan kadınlar ve tüm sağlık personeli sayılabilir. Bu kişilerin grip nedeniyle hastaneye yatış olasılıkları sağlıklı bireylere göre 2-5 kat daha yüksektir. Grip yaşlılarda ve kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölümlere yol açabilir.

Gripli kişi ile temastan kaç gün sonra hasta oluruz?
Grip virüsü bulaşan bir kişide belirtiler 1-2 gün içinde ortaya çıkmaya başlar.

Soğuk algınlığı ile grip aynı hastalık mı?
Nezle de denilen soğuk algınlığı ile grip, hastalanan kişilerde yaptıkları bakımından birbirlerine çok benzemekle beraber aslında iki farklı mikrop ile ortaya çıkan farklı hastalıklardır. Grip bulguları arasında hızla başlayan ateş veya titreme, öksürük, yaygın eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı, yorgunluk, halsizlik ve kırgınlık hissi bulunmaktadır. Soğuk algınlığında ise burun tıkanıklığı ve akıntısı ön planda olmakla birlikte, boğazda dolgunluk hissi ve ağrı, kuru öksürük ve halsizlik bulunur.

Grip niye bahar aylarında daha çok görülüyor?
Isı ve nem değişimi, sıcaklıkların bir artıp bir azalması insanları etkiliyor. Havaların ısınmasıyla ya ince giyinip çıkıyor insanlar ya da gene kalın giyiniyorlar. Bu sefer terliyorlar, terlerini üşütüyorlar. Yani bir uyumsuzluk olduğu için de viral hastalıklara eğilim artıyor. Bir bu nedenle, yani dış etkenler nedeniyle bahar hastalıklarını görüyoruz, bir de allerjenler sebebiyle. Bahar mevsiminin en önemli nezle nedenlerinden birisi polenlerdir. Polenler alerjen etki yapıyor. Alerjik rinit, alerjik astım, üst solunum yolu enfeksiyonları, yine bu vücuttaki uyumsuzluk nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarına eğilim, ısı ve nem değişikliklerine bağlı da oluşmaktadır.

Yaz aylarında da grip görülüyor mu?
Bağışıklık sisteminde bir problem ve özellikli bir hastalığı olmayan kişilerde yaz aylarında grip sık görülen bir hastalık değildir.

Grip olacağımızı anlayabilir miyiz?
Grip genellikle kısa bir başlangıç yani hazırlık dönemi içerdiği için grip olacağımızı eklem ve kas ağrıları, gözlerde yanma ve hafif ateş ile anlasak da bu dönemde hastalığı engellemek genellikle mümkün değildir.

Grip bulguları başladıktan sonra hastalığı engellemek mümkün mü?
Grip başladıktan sonra bulguları çeşitli ilaçlar ile engelleyebiliyoruz. Ancak hastalığın süresini kısaltmak genellikle mümkün değildir. Hastalarımızın bu süreyi daha rahat geçirmeleri ve ek hastalıklardan korunmaları sağlanabilmektedir. Gripten korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek önem taşır. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve sigaradan uzak durmak bağışıklık sisteminin güçlü kalmasında önemlidir. Bol sıvı alımı, C vitamini ve çinko gibi antioksidanlardan ve minerallerden zengin olan meyve sularını tüketmek korunmada önemlidir. Ayrıca, öksüren ve hapşıran kişilerden uzak durmak ve sık sık elleri yıkamak da etkili yöntemlerdir. Grip günümüzde aşı ile önlenebilen bir hastalıktır. Gelişmiş ülkeler grip aşısını genellikle programlarına almış ve vatandaşlarına ücretsiz olarak sunmaktadır. Ülkemizde grip aşısı rutin olarak yapılmamaktadır, ancak aşı özellikle risk altındaki gruplara önerilmektedir.

Genel olarak gripten nasıl korunmalıyız?
Gripten korunmanın en iyi yolu, grip olmuş kişilerle yakın temas kurmaktan kaçınmaktır. Grip olanlar da, sağlıklı kişilerden uzak durmalıdır. Aşı ile bağışıklanma da gribin bulaşma riski azaltmaktadır. Hastalığı daha kolay atlatmak ve sağlıklı kişilere yaymamak için hastaların mümkün ise işe, okula ve alışverişe gitmemeleri, evde kalıp dinlenmeleri önerilir. Öksürürken veya hapşırırken ağzı bir kağıt mendille kapatıp, mendili hemen çöpe atmak bulaş riskini azaltır. Ağzımızı elimizle kapatırsak, virüs bulaşmış elimizi etraftaki eşyalara değdirdiğimizde virüsün etrafa dağılmasına ve diğer insanlara da bulaşmasına neden oluruz. Kağıt mendil yok ise dirseğimizin iç kısmıyla da ağzımızı kapatarak virüsün etrafa saçılmasını önleyebiliriz. Sık sık ellerimizi sabunla yıkama ile sadece gripten değil diğer bulaşıcı hastalıklardan da büyük oranda korunabiliriz. Mikroplar genellikle insanların kontamine yüzeylere dokunduktan sonra bulaşmış eller ile ağız, burun ve gözlere dokunulması ile bulaşır. Unutmayalım ki yeterince ve düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterince sıvı tüketme, düzenli spor ve iyi bir stres kontrolü ve uyumu ile bağışıklık sistemimizin iyi çalışmasını ve hastalıklarla daha iyi mücadele etmesini sağlayabiliriz.

Gripte antibiyotik kullanılır mı?
Eğer hekim tarafından gribin yol açtığı ek bir bakteriyolojik hastalık saptanmamışsa gripte antibiyotik kullanımı kesinlikle gereksizdir.

Nasıl tedavi ediyorsunuz?
Öncelikle hastalarımıza çevrelerindeki kişilere hastalığı bulaştırmamaları için neler yapmaları gerektiğini anlatıyoruz. Gribin hangi ek hastalıklara neden olabileceğini ve bu ek hastalıkların bulgularını anlatıyoruz. Daha sonra şikayetlerini giderecek ve hastalığın ek sorunlara ilerlemesini engelleyecek uygun ilaç, diyet ve yaşam koşullarını öneriyoruz. Gripte, aynen diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi tedavi tek tip değildir. Bu bakımdan tedavi hazır giyimden ziyade, kişiye özel terzi dikimi bir elbiseye benzetilebilir.

Grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yönelik ilaçlar sıklıkla eczanelerden temin ediliyor ve yaygın olarak kullanılıyor. Bu konuda önerileriniz var mı?
Bu ve diğer birçok hastalık benzer bulgularla başlamaktadır. Bu bakımdan grip olduğunu düşünen hastalarımızın öncelikle aile hekimlerine başvurmalarını; muayene olduktan sonra, hekimin önerilerini takip etmelerini öneririm. Unutulmamalıdır ki çok basit olarak göreceğimiz bir grip, özellikle eşlik eden hastalıklar varlığında ölümcül dahi seyredebilmektedir.

Grip tedavisi veya korunmasında beslenme önemli mi?
Yaşamın bedensel ve ruhsal bakımlardan sağlıklı devamı için beslenme düzen ve içeriğinin en önemli faktörlerden olduğunu düşünmekteyiz. Sağlıklı beslenme için pakete girmiş olan yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulması önerilmektedir.

Portakal veya limon suyu grip olanlara hemen önerilen gıdalardır. Bunların gerçekten faydası var mı?
Kesinlikle evet. Tüm taze sebze ve meyve tüketiminde olduğu gibi, aşırıya kaçmadan, her öğün bir tane portakal veya limon tüketmek, bu meyvelerin içerdikleri özellikle aktif C vitamini gibi faktörler nedeniyle yararlıdır.

Marketlerde yaygın olarak “kış çayı”, “grip çayı” gibi bitki çayları satılıyor. Bunların tüketimi konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Bitkilerle tedavi yani fitoterapi, günümüz bilim anlayışında tıbbın doğrudan içinde olmamakla birlikte hemen yanı başında yer almaktadır. Ancak bunların kullanımları sırasında kulaktan dolma bilgilerden ve halkımız tarafından doğrudan alıp kullanma şeklinde değil, konunun uzmanlarına danışarak, onların önerdiği şekil ve miktarlarda kullanılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Grip hastalığı başka hastalıklara yol açabilir mi? Tehlikeli bir hastalık mı?
Grip aslında kendi kendini sınırlayan bir hastalık olmakla beraber, ne yazık ki potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlara neden olabilir. Tipik komplikasyonlar arasında tüm solunum yollarının yani burun, sinüsler, boğaz, orta kulak ve akciğerlerin ikincil enfeksiyonları sayılabilir. Özellikle rinosinüzit ve zatürre (pnömoni), sıklıkla gribal enfeksiyonla ilişkilendirilir. Grip ve nezle ile bağlantılı ölümlerin en sık görülen nedenidir. Diğer ciddi komplikasyonlar arasında bronşit, orta kulak iltihabı, astım alevlenmeleri ve kronik tıkayıcı akciğer hastalıkları bulunur. Ayrıca, kasları, kalbi ve beyini etkileyen ciddi sorunlar da ortaya çıkabilir.

22 Kasım 2010 Pazartesi

BOYUN AĞRILARI- 3 Kasım 2010 tarihli Sağlıkta Gündem

Sevgili Manisalı Hemşerilerim,
Bugün söyleşimizin konusu neredeyse hepimizin sık sık yaşadığı bir sorun olan boyun ağrıları hakkında. Aslında boyun ağrıları ile birlikte sizlere Ağrı polikliniğini de tanıtmak istiyorum. Ağrı polikliniği son yıllarda popularitesi artan bir branş. Özellikle kanser hastalarımda meydana gelen ağrılarda sık yardım aldığım bir uzmanlık alanı. Ağrı polikliniğinden Ağrı üst ihtisası yapan Anestezi Uzmanları sorumludur. Üniversite hastanemizde de Doç.Dr.İdil Tekin Mirzai bu branşta hizmet veren hocalarımızdan.
Ağrı polikliniği sadece kanser değil her türlü ağrının tedavisinde hem daha güçlü hem de farklı yöntemler uygulayabilmektedir. Ben kendimi bildim bileli sırt ve boyun ağrısı çekerim. Özellikle omuz kaslarımda çok fazla tutulma, kramp oluyor. Beni tanıyanlarınız bilir, özellikle şehir trafiğini hiç sevmediğim ve eskilerin tabiriyle çık-çık canlı olduğumdan motora binmeyi severim. Tüm arkadaşlarım ağrılarımın hep bu yüzden olduğunu söyler dururdu. Motoru sattım, uzun süre binmedim, denedim. Yine tutulma ağrısı yaşıyorum. Hele hiç unutmam bir keresinde az daha motordan düşecektim. Motorla giderken bir çukura girdim ve tam o sırada omzumda bir kasılma meydana geldi ve nefes alamadım birkaç dakika. Hemen sağa çektim ve motoru orada bırakıp taksi ile hastaneye gittim. Ameliyathane bölümünde İdil Hocayı aradım. Sağ olsun hemen geldi. Kısa süre önce arkadaşlarımdan duymuştum, sırtıma iğne yapabilir mi, bu durumuma iyi gelir mi diye danıştım. İşte bana o sırada kuru iğne yapmanın iyi geleceğini söyledi ve sırtımın değişik yerlerine saç teli kalınlığında çok sayıda iğne batırdı. Sonradan öğrendim ki bunlar gümüşten yapılan iğnelerdi ve sadece bu iğne batırılıyordu. Ayrıca bir ilaç verilmiyordu. Bir çeşit akupunktur gibi ama daha bilimsel.
Zor nefes alarak, iki büklüm gittiğim yerde yaklaşık onbeş dakika sonra yürüyerek ve rahatlamış olarak çıktım. Tutulma olan yerde hala bir gerginlik vardı ama çok rahatlamıştım. Bu olaydan sonra birkaç defa daha tekrarladı ve aynı kuru iğne tedavisini yaptırdım. Bir dönemden sonra artık yaptırmama gerek kalmadı. Artık çok nadir tutulma, kas krampı yaşıyorum ama iğne yaptıracak kadar şiddetli olmuyor ve hissettiğimde aldığım bir iki ilaçla geçiyor.
Boyun ağrıları yukarıda anlattığım nedenlerin dışında daha pek çok hastalıktan kaynaklanabilir. Örneğin yüksek tansiyon sabahları ensede olan boyun ağrıları yapar. Biz cerrahlar bir ameliyata giriyoruz, aynı pozisyonda saatlerce durunca çıktığımızda boyun ağrısı yaşıyoruz. Yani pozisyon bozukluğu nedeniylede boyun ağrısı olabilir. Akşamları uygun olmayan pozisyonda televizyon seyretmek veya bilgisayar karşısında uzun süre oturmak da boyun ağrısı yapabilir.
Bu gibi ağrılarınız olduğunda öncelikle neden olduğunun bulunması gerekir. Bunun için ortopedi, fizik tedavi veya beyin cerrahisi uzmanlarına başvurabilirsiniz. Ama nedeni benim gibi biliyorsanız hemen bir ağrı polikliniğine gidin.
Sağlıkta Gündem’i okuyun, sağlıklı yaşayın.

CBÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç.Dr. İdil Tekin Mirzai: BOYUN AĞRILARI ve AĞRI POLİKLİNİĞİ

Boyun Ağrısı nedir?
Boynumuz; servikal omurlar, bunların aralarındaki diskler, omurlar arasındaki eklem ve bağların dışında boyun adaleleri ile bir bütün olarak çalışır. Bu sayede servikal omurga, çok yönlü hareket imkanına sahiptir ve değişik seviyelerde, değişik hareketleri daha kolay ve daha fazla yapma özelliği taşır.
Boyun ağrıları her yaş grubunda karşılaşılabilen, yaşam kalitesini düşüren önemli bir sağlık problemidir. Her üç insandan birinin yaşamında en az bir kere boyun ağrısı geçirdiği kabul edilmektedir. Yapısal, fonksiyonel ve duygusal nedenler boyun ağrısına yol açmaktadır. Boyun ağrıları, boyun omurgasını oluşturan kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga etrafındaki kas ve bağların bozukluğu sonucu oluşur.

Boyun Ağrısı neden olur?
Çalışan insanlarda görülme sıklığı daha fazladır. Boyun ağrıları, servikal omurganın kötü veya yanlış kullanımından ya da bir travma sonucu zedelenmeden dolayı olabileceği için ağrıyı başlatan bölge ve oluşum iyi teşhis edilmelidir.
Yanlış duruş, psikolojik stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk gibi etkenler boyun bölgesinde ağrı nedenidir. Uzun süreli bilgisayar - daktilo kullananlar, sürekli tek noktaya odaklaştıkları için boyun kaslarının yeterince hareket etmemesi sonucu ağrı çekerler.
Boyun ağrısı nedenleri kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler, boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi ve boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar olabilir.

Aşırı sinirlenme, stres boyun ağrısı yapar mı?
Özellikle stres boyun kaslarında kasılmaya neden olur ve boyun ağrısı ve gerilim baş ağrısı ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan ağrılarda kas gevşeticilerin yanı sıra bölgeye yapılan enjeksiyonlar, gevşeme egzersizleri, fizik tedavi yapılması ve antidepresan ilaç verilmesi yoluna gidilir.

Boyun ağrısı yayılabilir mi?
Boyun ağrısına yol açan hastalıklarda ağrı bazı olgularda sadece ensededir. Bazı olgularda ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğüse doğru yayılabilir. Sıklıkla hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık oluşur. Kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi sık dile getirilen yakınmalardır.

Nasıl tanı koyuyorsunuz?
Direk boyun filmleri, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, EMG gibi yöntemler, kemik sintigrafisi gibi yöntemlerden hekimin uygun gördüğü biri veya birkaçı ile tanı konulur.
Ancak bazen tanısal yöntemler mevcut ağrıyı açıklayamaz. Saptanan patoloji ağrı ile ilişkili olmayabilir ya da hiçbir patoloji saptanmadığı halde ağrı mevcut olabilir. Bu durumda daha özel testler gerekir. Örneğin ağrının kaynağı olduğu düşünülen bölgeye lokal uyuşturucu yapılır. Ağrı %50’den fazla azalıyorsa bu girişim tanı koydurucu olur.

Pozisyon bozukluğu ve stres nasıl ağrıya yol açıyor?
Tekrarlayan aktivitelerde bulunma, kötü pozisyon ve psikolojik stres ile birleşince “aşırı kullanmaya bağlı zedelenme” tablosunu ortaya çıkarır. Uzun süre başın öne eğilerek veya aşırı yukarı kaldırılarak çalışılması kas yorgunluğu ve kas kısalmasına yol açarak boyun ve sırt ağrısına neden olur. Çalışma koşulları ve bilgisayar kullanımının artması nedeniyle sık karşılaşılmaktadır. Biz buna “tekrarlayan strese bağlı ağrı” diyoruz.

Bildiğiniz gibi bende Fibromiyalji var ve sık sık boyun ağrısı çekiyorum. Bu konuda okurlarımıza bilgi verebilir misiniz?
Fibromiyalji; süregen ağrı, tutukluk, yorgunluk ve vücudun bazı noktalarında derin hassasiyet ile tanımlanan bir hastalık grubudur. Ağrı, yaygın olmakla birlikte sıklıkla boyun ve bel bölgesinin derin dokularında hissedilir. Omuz, dirsek, diz ve ellerde de ağrı olabilir. Baş ağrısı sıklıkla eşlik edebilir. Hasta, el ve ayaklarının şiş olduğundan yakınabilir. Ancak şişlik sıklıkla saptanamaz. Sabahları dinlenmeden uyandığını ifade eden hasta sayısı oldukça fazladır.
Yakınmalar soğuk ve/ veya nemli hava, yorgunluk, psikolojik gerginlik ve hareketsizlikle artarken sıcak ve kuru havada, masaj ve aktivite ile azalır.

Fibromiyalji daha çok kimlerde görülür?
Genellikle kendisinden ve çevresinden beklentileri fazla olan kişilerde görülür. Sıklıkla 30- 60 yaşları arasında ve kadınlarda görülür.

Nasıl tedavi ediyorsunuz?
Fibromiyalji hastalığında tedavi oldukça güç ve yavaştır. Hastalık genellikle yıllar boyu devam eder. Çeşitli tedavi programları ile geçici bir rahatlama sağlanabilir. Ancak yakınmaların tamamen kaybolması nadirdir. Tedavide 1. basamak hastaya hastalık hakkında bilgi vermektir. 2. basamağı ise ağrıyı geçirme ve fonksiyonu artırmaya yönelik tedavi girişimleri oluşturur.

Boyun tutukluğu ve kireçlenmesi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Travma ve duruş bozukluğu sonucu gelişen, boyunda tutukluk ve lokal ağrı ile karakterize bir tablodur. Masa başında çalışanlarda olduğu gibi boynu uzun süre aynı pozisyonda tutmak, yatarak televizyon seyretmek, uygun olmayan yastık ve yatakta yatmak gibi nedenler boyunda zorlanmaya yol açabilirler. Kaslarda kasılma gelişeceğinden boyundaki normal olan eğrilik azalır, boyun hareketleri ağrılı ve kısıtlı olur. Boyna yönelik radyolojik tetkiklerin sonucu genellikle normaldir.

Servikal omurgayı meydana getiren kemik, bağ, kas gibi yapıların yozlaşması sonucu ortaya çıkan ve buna bağlı sinir ve damarsal bozuklukları da içeren klinik tabloya ise kireçlenme diyoruz. Nedenlerinin yaşlanma, mikrotravmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük - hissizlik- yanma- batma, ellerde zayıflık- beceri azalması- uyuşma- karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir.

Boyun fıtığı da ağrıya yol açıyor değil mi? Kısaca bu konuda da bilgi verebilir misiniz?
Boyun omurgasını oluşturan kemiklerin arasında yer alan diskler şok emilimi görevini görür. 40 yaşından sonra diskin normal-jelatin yapısı bozulur. Disk dejenerasyonu daha çok ilerleyen yaşla oluşmakla beraber, yaşam tarzı, genetik, sigara içme, beslenme ve fiziksel aktivite özellikleri tarafından da etkilenir.
Yaşın ilerlemesi ve travmaya maruz kalma durumlarında diskler yıpranmaya başlar. Dıştaki tabaka giderek incelir, ani yapılan ters bir hareket sonrasında yırtılır. Disk dışarı doğru taşarak aynı seviyedeki sinir köküne baskı yapar. Böylece boyun-kol ağrısı ve o kolda uyuşma, karıncalanma, bazen de güçsüzlük hissedilir. Hasta düzenli olarak boyun egzersizlerini yaparak ve boyun koruma prensiplerine uyarak ağrının sık tekrarlamasını önleyebilir.

Ne tür yaralanmalar boyun bölgesine zarar verir?
Boyun başı taşıdığı ve çok hareketli olduğu için zedelenmelere çok açıktır. Motorlu araç kazası, dalma, spor kazası ve düşmeler sonucu boyunda zedelenmeler kolaylıkla oluşabilir. En çok kas ve bağlar gibi yumuşak doku zedelenmeleri oluşsa da, bazı ağır yaralanmalar boyun kemiklerinde kırık ya da kaymaya yol açarak omurilik zedelenmelerine neden olabilirler.

Boyun ağrılarını önlemek için yapılması gerekenler nelerdir?
Boyun duruşunun (postür) düzgün olması
Boyun-sırt bölgesinin güçlendirilmesi
Boyunda travmadan ve tekrarlayıcı stresten kaçınma
Düzgün beslenme
Düzenli fiziksel aktivite
Sigarayı bırakmak
İş yerinde ergonomik düzenlemeler yapmak

Boyun ağrılı hastalara önerileriniz nedir?
Çalışmanıza sık ara verin. Masada veya arabada otururken kısa aralar verip ayağa kalkın, kısa yürüme ve gerinme egzersizleri yapın.
Çalışma sandalyenizi ve bilgisayarınızı ayarlayın. Otururken kalçalarınızın hizası dizlerinizden hafifçe daha yukarıda olmalı, baş ve boyun doğru pozisyonda olmalıdır.
Çok sayıda veya kalın yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp uyuyakalmayın!
Telefonun ahizesini omuz ile boynunuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın.
Germe ve güçlendirme egzersizleri yapın.
Omurga sağlığı için yürüyün ve yüzün.

Boyun ağrılarını nasıl tedavi ediyorsunuz?
Öncelikle kas kökenli ağrılar değerlendirilir. Analjezik ve kas gevşetici ilaçlar, fizik tedavi, gevşeme terapisi, kuru iğne veya tetik nokta enjeksiyonları tedavinin başlıca yaklaşımlarıdır. Güçlü ve kalıcı spazm söz konusu ise botilinum toksini enjeksiyonu da gündeme gelebilir.

Hasta için uygulaması daha konforlu olduğundan ilaç tedavisi ilk olarak denenmelidir. Özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde boyunluk verilebilir. Uzun süreli veya devamlı kullanımda boyun kaslarında zayıflama ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişebileceği için kısa süreli kullanım önerilmektedir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon öneriyormusunuz?Olguların çoğunda fizik tedavi ile düzelme sağlanabilmektedir. Bazı olgularda elle yapılan tedaviler olan spinal mobilizasyon ve manipulasyon tedavileri de oldukça yüz güldürücüdür. Ancak mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.
Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın, kalıcı bir iyileşme için doktor tarafından düzenlenen boyun egzersiz programı yani “rehabilitasyon” tedavinin esasını oluşturur. Egzersiz programı her hasta için ayrı düzenlenir. Boyun kaslarını germe egzersizleri ve boyun kaslarını güçlendirici egzersizler uygulanır.
Ağrı kaynağı eklemler ise eklemin içine lokal anestezik ve kortizon enjeksiyonu veya eklemin sinirine blok tedavisi uygulanmalıdır.

Ağrı kliniğinizde uyguladığınız tedavilerden de bahsedebilirmisiniz?Ağrı disk kökenli veya sinir kökü basısına bağlı ise Anestezi-Ağrı kliniklerinde röntgen altında diskin ve sinirin üzerine iğne ile yaklaşılarak lokal anestezik ve steroid enjeksiyonları yararlı olur. Ağrılı bölgeye yerleştirilen bir kateter aracılığı ile bu ilaçlar sürekli uygulanabilir. Bu işlemlerin yeterli olmadığı daha şiddetli ağrılarda ağrıyı ileten sinirler radyofrekans dediğimiz radyo dalgaları ile bloke edilebilir. Ağrılı diskin içine de radyo dalgaları ile tedavi yapılabilir. Omurilik stimülasyonu bir sonraki tedavi seçeneğidir.

Ne zaman ameliyat öneriyorsunuz?
Buraya kadar anlattığım yöntemler yeterli olmadığında omurga cerrahisi gündeme gelir. Boyun fıtığı nedeniyle mesane ve barsak fonksiyonlarında bozulma, tedaviye rağmen kas gücü ve duyu kusurunun ilerlemesi, sinir kökü baskısına bağlı ağrının tedavi ile giderilememesi durumunda cerrahi tedavi uygulanır.