Sayfalar

kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2010 Perşembe

Merkez Efendi Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr.Metin Ok: İdrar Kaçırma Kadınlarda Daha Çok!

İdrar kaçırma (İnkontinans) nedir?
İdrar kaçırma, mesane yani idrar torbası kontrolünün kaybolarak, kişinin isteği dışında, damlalar halinde veya daha yoğun olarak idrarın kaçması demektir. Mesane, kişi kendisi idrar yapmak isteyene kadar idrarı tutmakla sorumlu bir organdır. Bu işlevinde bir hata olduğunda kişi idrar kaçırır.

Ne sıklıkta görülmektedir?
Kadınlarda idrar kaçırma sanıldığından daha fazladır ve farklı araştırmalarda %14-49 arasında değişmektedir. Ancak, birçok kadın bu durumu, doğumun ya da ilerleyen yaşın normal bir sonucu olarak görüp doktora başvurmadığından, idrar kaçıran kadınların toplumumuzdaki gerçek oranını hesaplamak güçtür. Genellikle yaşlılar utandıkları için bu sorunu yakınlarından gizlerler ve sorunu kendi kendilerine çözmeye çalışırlar. Gençlerde ise, hafif idrar kaçırma çok sık olmadığı takdirde üzerinde durulması gerekmeyen ve doktora gitmeye lüzum görülmeyen bir sorun olarak algılanır. Halbuki, baştan itibaren alınacak önlemlerle yaşlılıkta sorunun daha da büyümesi önlenebilir.

Kadında idrar kaçırma tek tip mi yoksa farklı türleri nelerdir?
Öksürme, hapşırma, gülme, yürüme ve egzersiz gibi karın içi basıncını arttıran çeşitli hareketler sırasında idrar kaçmasına stres tipi idrar kaçırma diyoruz. Kadınlardaki idrar kaçırmanın yarısından fazlası bu tip idrar kaçırmadan oluşur. Bunun dışında mesane dolumu ya da diğer uyarılmalarla kendiliğinden mesanede kasılmalar olup, güçlü bir tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiği anda, tuvalete yetişemeden idrar kaçırmaya da sıkışma tipi idrar kaçırma diyoruz. Hastaların üçte birinde idrar kaçırma bu tiptir.
Stres tip idrar kaçırma ile sıkışma tipi idrar kaçırmanın bir arada olduğu durumlarda karışık tip idrar kaçırmadan söz edilir. Örneğin hasta hem öksürdüğünde ya da hapşırdığında, hem de bazen ani bir sıkışma hissi sonrasında idrarını kaçırabilir. Hastaların beşte birinde karışık tipte idrar kaçırmaya rastlanmaktadır. Mesane kapasitesinin üzerinde idrar biriktiğinde, mesanenin aşırı gerilmesine bağlı olarak, idrar yapma zorunluluğu hissetmeden az miktarda idrar kaçırma da görülebilmektedir. İdrar kaçıran kadınların %5-10’unda görülür.

İdrar kaçırmanın sebepleri nelerdir?
Stres tipi idrar kaçırmanın görülme sıklığını arttıran faktörler; yaşın ilerlemesi, çok sayıda doğum yapma, iri bebek doğurma, ırksal yatkınlığın olması, ailesel yatkınlık (bağ dokusu elastikiyetinin az oluşu), menopoza girmek, sigara kullanmak, uzun süreli kabızlık şikayeti olması, şişmanlık, geçirilmiş kadın organ ameliyatları sayılabilir.
Sıkışma tipi idrar kaçırmanın görülebileceği durumlar; mesane enfeksiyonları, vajen enfeksiyonları, mesane taşları ve tümörleri, mesane çıkışı tıkanıklıkları, ani sıkışma hissi ile birlikte olan idrar kaçırmaya neden olabilir. Bazen de herhangi bir neden tespit edilemeyebilir.
Şeker hastalığı, omurilik yaralanmaları, multiple skleroz gibi bazı kas hastalıkları ve alkolizm sinir hasarına yol açarak ayrıca prostat büyümesi taşma tipi denilen idrar kaçırmaya neden olabilir.
Bazı ilaçlar da inkontinansa sebep olabilir veya kolaylaştırabilir. Bunlar arasında adale gevşeten ilaçlar, tansiyon düşürücü ilaçlar, idrar söktürücüler, sakinleştiriciler, depresyona karşı ilaçlar, alerji ilaçları, sayılabilir.
Devamlı idrar kaçırmaya sebep olabilecek nedenler arasında ise mesane ve vajen arasında ya da idrar kanalı-vajen arasında oluşacak fistül denen, normalde olmaması gereken kanalsı yapılar sayılabilir.

İdrar kaçırmanın günlük hayata önemli bir etkisi var mı?
İdrar kaçırma önemli bir sosyal problemdir. Hastaların hayat kalitesi ciddi oranda bozabilen bu durum, şahsın kendisine olan güvenini ve davranış kalıplarını bozabilmektedir. Aynı zamanda sürekli ped kullanmak, beklenmedik anda meydana gelen ıslaklıktan utanmak ve idrar kokusu kadınları sosyal ve psikolojik açıdan da zor duruma sokar. Sürekli kullanılan pedler, tahrişe neden olup pişikler oluşmasına yol açar. Ped kullanma zorunluluğu kıyafet seçmekte sorun yaratabilir. Kısacası bireylerin yaşam kalitesini çok kötü etkileyen bir durumdur.

İdrar kaçırma çiftlerin cinsel yaşamını nasıl etkiliyor?
İdrar kaçırmanın kadın cinsel fonksiyonları üzerine olumsuz etkisi olduğu ve bu hasta grubunda seksüel fonksiyon bozukluğu sıklığının %26 ile %43 arasında değiştiği bilinmektedir. Ülkemizde de yapılan araştırmalarda benzer bulgular saptanmıştır.
İsveç’te 2009 yılında yapılan bir çalışmada idrar kaçıran kadınların sadece günlük yaşamının değil cinsel yaşamlarının da bozulduğu gösterildi. İdrar kaçıran 206 kadınla yapılan görüşmelerde kadınların %38’i ve eşlerin %32’si idrar kaçırmanın ilişkilerini ciddi şekilde bozduğunu belirtmişler. Bu oran genç çiftlerde daha yüksek bulunmaktadır.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Normal Doğum mu Sezeryan mı?

Sevgili Manisalı hemşerilerim.
Bugün “Dünya Ebeler Günü”. Geçen hafta da ülkemizde “ebeler haftası” kutlandı. Bu vesileyle sizlere doğum hakkında bilgi vermek istiyorum. Bir günde her şeyi anlatamayacağıma göre doğum konusunda sadece bir konuyu ele aldım. Uzmanlarımıza “normal doğum mu sezeryan mı” sorusunu yönelttim. Merkez Efendi Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr.Hasan Demirel normal doğum hakkında, üniversitemizden mesai arkadaşım Doç.Dr.Tayfun Özçakır’da sezeryan hakkında sorularımı yanıtladı. Ayrıca hem kliniğimizde çalışan hemşire arkadaşlarıma hem de doğumevinde görevli ebe arkadaşlarıma doğum şekli hakkında kısa sorular sordum. Yanıtlarını orta sütunumuzda okuyabilirsiniz.
Gerek hemşire olsun gerek ebe-hemşirelerimiz çok zor şartlar altında çalışıyorlar. Ayrıca hayata daha çok genç başlıyorlar. Tecrübesizlikleri, hataları olabilir. Ama değişmeyen gerçek, çalışma şartlarının zorluğu… Eskiden yeterli hekim olmaması ve imkanların kısıtlı olması nedeniyle doğum işlevi tamamen ebelerin kontrolü altında gerçekleşirdi. Doğal olarak onorasyonu da onlara ait olurdu. Ortaokul yıllarımda Akhisar’daki kitapevinde yardım ederken babam beni “Ebe Hanım” ile tanıştırmış, kimlerin doğumlarını yaptırdığını tek tek saymıştı. Ayrıca hemen bir kahve hazırlamıştı ona. Sonuçta “saygın” bir meslek idi. Zamanla hastaneler arttı, hekim sayısı çoğaldı ve artık doğum işlemi hastane şartlarında yapılır oldu. Böyle olunca da yükü taşıyan ebelerimiz görünmez oldular. Selçikli köyünde pratisyen hekimlik yaptığım yıllarda hala oralarda köyde doğum olurdu ve ebe-hemşirelerim köylüden saygı görürdü. Gerçi hoş, geçen zamanda maalesef toplumumuz genel anlamda birbirine saygısını yitirdi... Bazen kendi vücudumuzdan, atıklarımızdan hoşlanmıyoruz. Halbuki onlar bizim en kötü, hasta halimizde her türlü çilemizi çekiyorlar. En azından bir güler yüzle “günaydın”ı, bir “teşekkür”ü esirgemeyelim onlardan.
Normal doğum, sezeryan konusuna gelirsek; ben sadece bu konuda değil her konuda “normal, doğal” yoldan yanayım. 3 yıl önce eşime de baskı yapmadım, kendisine bıraktım ama benim düşüncemin normal doğum olması yönünde olduğunu da belirttim. Doktorumuzla birlikte kendiside aynı şekilde düşündüğü için normal doğum oldu. Ben branşım gereği çok taş ağrısı çeken gördüm. Hatta ikisini de yaşayan kadın hastalarıma sorduğumda bu ağrıyı çekmektense elli kere doğururum diyenler çok oldu. Evet biliyoruz ki taş ağrısından daha hafif bir ağrı doğum ağrısı. Ama bunlardan öte sanırım kadınlar o sıradaki hormonların etkisi ile o ağrıyı hatırlamıyorlar. Hatırlanmayan şey yaşanmamıştır. Hafızalarda o mucize olayın bebek gibi bir güzelliği kalıyor sadece. Ben gözümün önünde eşimde bunu gördüm. Şimdi sorduğumda epidural anestezi ile olursa yine normal doğururum diyor. Halbuki o sıralarda bir daha kesinlikle sezeryan olurum diyordu.
Genel eğilim şu yönde; daha önce sezaryen yapanlar genelde yine sezeryanı, normal doğum yapanlar yine aynısını tercih ediyor. Ama ebelerimiz genelde normal doğumdan yana. Hekimlerimize sormadım ama her hasta için, başında 5-6 saat beklemekte kolay değil. Ortalama ayda 20 hastası olan bir hekimin hep hastanede yaşaması anlamına gelir bu. Sanırım ben de doğum uzmanı olsam sezeryandan yana tavır alırdım. Genç kızlar doğumdan korkuyorlar ve sezeryan daha iyiymiş gibi düşünüyorlar. Fakat her iki yöntemde de çocuğun sağlığı açısından bir fark yok. Sonuçta sezeryan bir ameliyat ve tuvalet sorunları veya süt gelmeme gibi problemler ve emzirme sorunları daha çok oluyor gibi geliyor bana.
Benim sizlere önerim, önce eşinizle birlikte tartışın, daha sonra hekiminize sorun. Tıbbi bir sorun yoksa ben olsam normal doğumu tercih ederdim. Yine de son karar annenindir.
Sağlıkta Gündem’i okuyun sağlıklı olun.