Sayfalar

psikiyatri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikiyatri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2010 Çarşamba

Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr.İsmail Yavaş: Sınav Stresinde Ailelere Önemli Görevler Düşüyor!

Sınav stresini nasıl tedavi ediyorsunuz?
Sınav stresi bir kaygı bozukluğudur. Bir nevi performans kaygısıdır. Yani başarılı olmayacağı kaygısı performansını ortaya koymasını engeller. Çocuk ya da genç kaygısından dolayı gerçek kapasitesini ortaya koyamaz. Çünkü beyni dağılıyor gibi olur. Zihnini toparlayamaz. Kalbi çarpar. Kafası uyuşuyor gibi olur. Burada üzücü olan yıllar boyu yapılan çalışmalarda kişinin kendi gerçek kapasitesini ortaya koyamamasıdır.

Hipnozun tedavide yeri var mı?
Faydalı olmaktadır. Ancak tek tedavi seçeneği değildir.

Öğrencide hiç sınav stresi olmaması normal mi?
Belli bir dereceye kadar stresin olması doğaldır. Bu zaten başarılı olmak için gerekli olan stres ve kaygı düzeyidir. Sonuçta girilen bir sınavda lakaytlık olamaz. Korku ve stres başarının sigortasıdır. Ancak bu kaygı ve stres bumerang gibi kişinin kendisine dönerse o zaman bu faydalı olmaktan çıkmış, zarar yönü artmış bir kaygıdır.

Sınav stresinin faydalı yönü var mı? Dozu nasıl ayarlayabiliriz?
Her şeyin fazlası zarardır. İyiliğin bile aşırısı kötüdür. İnsan iki üç bardak su bir seferde gerekli olabilir. Ama bir kova içerse su zehirlenmesi olur. Ya da anne babaların dozunu aşan aşırı sevgi ve bağımlılıkları, ya da aşırı disiplin zararlıdır. Her şeyin azı karar çoğu zarardır.

Sınav öncesi rahat uyumak için önerileriniz var mı?
Son 3-4 günden itibaren hep aynı saatte yatmaya ve bu saatin geç olmamasına özen göstermelidirler. Yatmadan önce bir duş iyi gelebilir. Yatmadan önce fazla yemek yenmemelidir. Uyumak için son dakikada ilaç alınmamalıdır. Daha önceden alınan bir ilaç alınabilirse de son dakikada ilaç almak zararlı olabilir. Ihlamur çayı rahatlatıcıdır.

Sınav öncesi genel önerileriniz neler?
1.Anne babalar çocuklarını aşırı beklentiyle yüklememelidirler.
2.Son üç gün alel acele çalışılmamalıdır. Hiç bakılmamış bazı konulara isteniyorsa bakılabilir.
3.Aileler çocuklarına son günlerde özen göstermeli ve yanlarında olduklarını hissettirmelidirler.
4.Sınav sonucu iyi gelmesini istedikleri söylenebilir. Sonuca bir ödül konabilir ama her sonuçta değişen bir şey olmayacağı çalışmaya devam edileceği mesajı verilmelidir.
5.Çocuklar korkutulmamalı, eleştirilmemelidir.
6.Sınav yaşadığımız dünyanın bir parçasıdır. Zaman zaman kazanacak ya da kaybedeceğiz. Mühim olan yıkılmamak değil tekrar ayağa kalkabilmektir.
7.Birinci sene kazanamayıp ikinci sene kazanan çok çocuk gördüm. Acele etmek bazen gecikmeye neden olabilir.
8.Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır.
9.Anne babalar ve çocuklar bunca zaman çalıştılar. Genelde görülen ne kadar çalıştılarsa o kadar derece elde edildiğidir.

Sınav sırasında uygulanabilecek taktikler nelerdir?
Heyecan anında yarım dakika mola verip şöyle bir çevrelerine bakabilirler. Sakinleşmek için karından nefes alıp verme önemlidir. Bazen üst üste 3 soru cevaplanamaz ve gençler paniğe kapılır. Biraz sabır ve istikrar sonrasında durumu düzeltir. Sonuçta bu bir yarıştır ve bu yarışta herkeste aynı koşullar söz konusudur. Olumsuzluklar herkes için geçerlidir. Sınav salonunda konuşan bir gözetmen varsa öğrenciler çekinmeden uyarmalıdırlar.

Rehber öğretmenlere sınav stresi konusunda önerileriniz var mı?
Öğrencilerle son bir toplantı yapabilirler ve duygu düşünce paylaşımı olabilir.

Sınav stresi sadece öğrencinin suçu değil; bu konuda aile ve öğretmenlere önerileriniz var mı?
Sonuçta başarılı da olmak var, başarısız da. Mühim olan elden gelenin yapılmasıdır. Bu yapıldıktan sonra gerisi önemli değildir. Atılan gol önemlidir. Ama daha önemlisi iyi bir maç çıkarmaktır. Bu maçta sadece futbolcular yani öğrenciler yoktur. Teknik direktör, antrenör ve diğer unsurlar da vardır. Fatura sadece çocuğun değildir. Herkes kendisinin ne yapabileceğine bakmalıdır. Lüzumsuz ve yıkıcı eleştiriler sonuç getirmez. Öz güveni zedeler.

Aile veya öğretmenlere yönelik Milli Eğitim müdürlüğü ile ortak eğitim seminerleri yapıyor musunuz?
Çeşitli seminer programlarına katılıyorum. Aileler kendilerine çekidüzen verdiklerinde toplum da kendine çekidüzen vermiş olacaktır.

17 Haziran 2010 Perşembe

Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr.Alper Bayrak: Stresi Yenmek İçin Önce Kabul Edin!

Sınav kaygısı neden olur?
Bütün insanlarda, fiziksel ve ruhsal bütünlüğe zarar verecek, bizleri amaçlarımızdan uzaklaştıracak durumlara karşı savunma amacını taşıyan bir sistem vardır. Bu sistemi çalıştıran durumlar genel olarak bizlerde kaygı, korku, gerginlik gibi hoş olmayan duygulara yol açar ve bu durumların değiştirilmesini ya da gelecek tehlikelerden korunmamızı sağlayan mekanizmaları harekete geçirir. Örneğin araçların çok hızlı seyrettiği, trafik ışığı, polis gibi düzenleyici unsurların bulunmadığı bir yolda karşıdan karşıya geçerken bir kaygı duyarız. Bu kaygıyı yaşadığımız için daha dikkatli olur ve bir kaza yaşamadan karşıdan karşıya geçeriz ya da vazgeçer başka bir yol ararız. Sonuçta bu durumda kaygı ve sıkıntı yaşamanın işimize yaradığı bir gerçektir. Eğer böyle bir sisteme sahip olmasaydık kaza geçirerek ölmemiz, sakatlanmamız ya da yaralanmamız kaçınılmaz olurdu. Aynı hastalığa sahip iki kişiden biri hastalığın sonuçlarından kaygı duyuyor ve ilaçlarını düzenli kullanıp verilen önerilere riayet ediyorsa elbette kaygı duymayan kişiye göre bu hastalıktan çok daha çabuk kurtulacak ya da hastalığın yarattığı olumsuz sonuçlardan daha az etkilenecektir. Bir öğrencinin önündeki sınav da onun eğitimini istediği şekilde devam ettirmesi, özsaygısı ve kişiye ait olası başka nedenlerle içinde bir tehlike içerir. Sonuçta kararında yaşanacak bir kaygının genci ders çalışmak konusunda motive edeceği bir gerçektir. Ancak bazen kişiye ait hassasiyetler, genel olarak kaygı düzeyindeki yükseklik ve sınavın getirebileceği olumsuzlukların aşırı olarak algılanması tedaviyi gerektirecek bozulmalara da yol açabilir.

Sınava girecek bir öğrencide sınav kaygısının normal mi yoksa müdahale etmeyi gerektirecek bir durum olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Kaygının belli ölçülerde sorun çözümünde fayda sağladığını belirtmiştik. Bu durumda tedaviye gerek yok. Ancak genç, dersine çalışırken odaklanma ve dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa, uyku, iştah gibi alanlarda sorun yaşanıyorsa (aşırı uyuma ya da uykusuzluk, belirgin uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma, kabus görme veya sabaha karşı alışık olmadığı bir saatte sıkıntı ile uyanma), iştahta aşırı artış ya da azalma, sınavda yaşanan aşırı kaygı nedeniyle beklenen başarının azalması durumlarında doktora başvurmak gerekmektedir. Bazen sınavda yaşanması beklenen kaygı ara dönemde de kişinin uyumunu bozabilmektedir. Bu nedenler mutlaka tedavi edilmelidir. Ancak şunu eklemeliyim ki sınava çok yakın bir zamanda yapılan başvurularda tedavi adına zorluk yaşamaktayız, ama erken gelinirse gencin yapısı ile ilgili çalışmak mümkün olabilir.

Kaygı ve stresin fiziksel belirtilerini anlatır mısınız?
Çoğu insan tamamını yaşamasa da ellerde titreme, çarpıntı, midede yanma, terleme, sıcak basması, nefes darlığı gibi belirtileri vardır.

Kaygının psikolojik belirtileri nelerdir?
Odaklanma güçlüğü, yoğun bunaltı, düşüncelerini belli bir noktaya odaklayamama en sık gördüğümüz belirtilerdir.

Sınav kaygısı ve başa çıkma yolları nedir?
Öncelikle ergenlik dönemi gibi kişinin yoğun bedensel değişiklikler yaşadığı, toplumsal rollerin değiştiği, kişiler arası ilişkilerde hassaslaştığı bir dönemde yaklaşan ve sıkıntı yaratan bir sınav-ders çalışma sürecine girmesinin yarattığı yükü anlayabilmemiz gerekir. Birçok istek ve ihtiyacın ertelenerek vaktin ve enerjinin önemli bir bölümünün ders çalışmaya harcanması başlı başına bir stres yüküdür. Aslında gençlerimizin bu dönemde böyle bir yükün altına sokulmaması daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Ancak bunu değiştirmek de pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle kişinin stres yükünün altında olduğunu kabul ederek spor ve egzersizden vazgeçmeden, arkadaşlık ilişkilerini kesmeden, kendisini geliştiren ve yaparken zevk aldığı faaliyetlerle ders çalışma arasında bir denge kurmasının önemi kaçınılmaz. Böyle zamanlarda bilgisayar, bilgisayar oyunları, internet ve TV gibi uğraşların gereken rahatlamayı sağlamadan, öngörülenden fazla vakit aldığı ve genci daha da büyük bir sıkıntı içine soktuğu benim kişisel bir gözlemim.

Derin nefes alma, gevşeme egzersizleri gibi bedensel uygulamalar faydalı mı?
Gevşeme egzersizleri kaygı ve gerginliğin yoğun yaşandığı durumlarda olumlu etkisini gördüğümüz yöntemlerdir. Ancak bütüncül bir yaklaşımın ve kişinin tüm yönleriyle ele alınıp anlaşılabildiği bir ortamın varlığında etki etmektedirler.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilere önerileriniz nelerdir?
Sınav anında yaşanan kaygı ve sınava hazırlık döneminde yaşanan beklenti kaygısını genelde birbirinden ayırmak gerekir. Sınav kaygısı genç için sınavın kişisel “anlam”ından büyük ölçüde etkilenir. Birçok genç için sınav bir meslek edinmenin, diğerlerinin arkasında kalmamanın önündeki kaçınılmaz bir engeldir. Bu durumda yaşanan kaygı doğal olarak çok daha fazla olmaktadır.

Psikolojik savunma mekanizmalarının olması çözümü güçleştirici faktör mü?
Buradan kastedilen sorunu yok sayma ise elbette sorun çözülmediği gibi artarak devam edeceğinden ve çözüm arayışına gidilmesini engelleyeceğinden güçleştirici olduğu söylenebilir. Ancak yaşadığımız tüm sorunlar için savunma mekanizmaları kullanılır ve bir ölçüde çözüm için gereklidir.

Sınav kaygısıyla baş etmede kimlerden yardım almalıyız?
Psikiyatrist ve psikologlar bu konuda sorun yaşayan gençlerimize yardımcı olabilirler. Doğal olarak ileri yaşlarda sınav olmadığı için genelde biz çocuk psikiyatri uzmanları daha çok bu konuyla ilgileniyoruz.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin ailelerine öneriler var mı?
Sınava hazırlık döneminin aileler için de büyük bir sıkıntı kaynağı olduğunu kabul etmek gerekir. Sadece seyirci, yardımcı konumunda oldukları bu süreç annebabaların da uyumunu güçleştirmektedir. Ancak empatik bir tutumun faydalı olabileceğini düşünmekteyim.

Sınav öncesi çalışmayı bırakma için belirli bir süre var mı?
Bu daha çok eğitimcilerle ilgili bir konu gibi duruyor.

Sınav öncesi rahat bir uyku için ilaç veya beslenme gibi öneriniz var mı?
Sınava çalışırken içilen çay ya da kahvenin dikkat artırdığı bir gerçektir. Ancak fazlaya kaçıldığında ya da geç vakitte içildiğinde uyku üzerine olumsuz etkileri var. Dengeli beslenme önemli. Uyku için tavsiyem sınava çalışma sürecinde en azından uykuya dalmadan önce mümkünse de günün diğer zamanlarında da gençlerin kitap okumaları. Ayrıca radyo tiyatrosu dinlemenin de çok faydalı olduğunu görüyorum.

18 Mart 2010 Perşembe

Prof.Dr.Erol Özmen: Yaşlılar İlgi ve Güven Ortamı İster

Yaşlılıkta farklı bir ruh hali var mı?
İnsanın her döneminde farklı bir ruh hali olduğu gibi yaşlılıkta da her insanın yaşadığı bir ruh hali olur. Yaşlılıktaki ruh halini etkileyen en önemli konu bu dönemin o güne kadar yaşananların sorgulandığı bir dönem olmasıdır. Yaşanabilecekken yaşanamayanlar hatırlatır kendini. Yeniden yaşamanın özlemi ve keşkeler sarar insanı. Yaşlılar yaklaşmakta olan ve her insanın yaşayacağı ölüm korkusu ile baş etmek zorundadır. Bütün bunlar üzüntü, kırgınlık, hayal kırıklığı, çaresizlik, ümitsizlik gibi duyguların yaşanmasına neden olabilir.

Bu duyguları herkes yaşar mı?
Evet, bu duyguları şiddeti değişmek üzere herkes yaşar. Fakat toplumda yaygın olarak düşünülenin aksine bu duygular çok az yaşlıda özel yardım almayı gerektirecek düzeyde olur.

Toplum içinde yaşlılıkla ilgili birçok yanlış inanış var değil mi?
Gerçekten toplumun daha doğrusu gençlerin yaşlılıkla ve yaşlılar ile ilgili birçok yanlış inanışı vardır. Bu bakış açısının onların yaşlılara yaklaşımını da etkilediğinden dikkate alınması gerekmektedir. Toplum içinde yaşlıların tümünün mutsuz, yalnız, pasif, değişime kapalı, bakıma muhtaç, toplumdan soyutlanmış ve ölümü bekleyen insanlar olduklarına inanılır. Oysa bu düşünceler yaşlıların büyük bir kısmı için doğru değildir.

Yaşlılılığın yarattığı psikolojik sorunlarla nasıl baş edilebilir?Öncelikle bir psikiyatrik tedavi gerektirecek düzeyde sorun varsa bunun profesyonel bir yardımla çözüleceğini hatırlatmak isterim. Bunların en önemlisi de tıp dilinde demans olarak adlandırdığımız bunama halidir. Ciddi hafıza kaybı olanlarda demans olabileceği mutlaka akla gelmelidir. Bunun dışında yaşlılık dönemi ile ilgili ve belli oranda her insanın yaşadığı sorunlarla daha kolay baş etmek için bir şeyler önerebilirim.
İnsanın yaşamı boyunca yaptığı güzel şeyleri (dikkatinizi çekerim; büyük ya da önemli demiyorum) hatırlaması önemlidir. Yaptıklarını birileriyle paylaşması, bunun gurur ve kıvancını yaşaması psikolojik olarak insanı desteklemektedir. Hiçbir şeye yaramayan, boşa geçen bir ömür saplantısına takılmak ruh sağlığını çok olumsuz etkiler.
Yaşlının kendini güven içinde hissetmesinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Elbette. Kendini güven içinde hissedebileceği bir ortam yaratılmalıdır. Bu konuda eş, dost, akraba ve her türlü kuruma birçok görev düşmektedir. Gereksinimi olduğunda arayabileceği birilerinin olduğunu ve onların hiç yüksünmeden ellerinden geleni yapacaklarını düşünmek kişinin kendisini güven içinde hissetmesini sağlar.

Yaşlıların köşelerine çekilmeleri onların ruh sağlığını nasıl etkiler?
Yaşlının köşesine çekilmesi bizim hiç istemediğimiz bir şeydir. Yaşlıların fiziksel, sosyal ve ruhsal yetilerini en üst düzeyde kullanmaları sağlanmalıdır. Mümkün olduğunca sosyal ilişkilerini sürdürmeleri sağlanmalıdır. Sosyal ilişkilerini arttırmak için görme kusuru varsa bu düzeltilmeli, işitme sorunu varsa bu giderilmelidir. Yaşlının köşeye çekilmesi onlardaki “yük oluyorum”, “hiçbir işe yaramıyorum” ve “başkalarına muhtacım” duygularının artmasına yol açmaktadır.

Yaşlılar ile torunlar arasındaki ilişkiler hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Biraz iddialı olabilir ama insanoğlunun psikolojik olarak en doyumlu ilişkiler yaşadığı ilişkilerden birisi de dede/büyükanne – torun ilişkisidir. Bunun en üst düzeyde yaşanması sağlanmalıdır. Dedeler ve büyükanneler torunlarından mahrum bırakılmamalı, uzakta yaşanıyorsa en azından özel günler ve bayramlar atlanmamalı ve ziyaretler yapılmalıdır.