Sayfalar

stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2010 Cuma

Akut Pankreatit (Pankreas İltihabı)

Sevgili Manisalı Hemşerilerim,
Bu hafta sizlere pankreas bezinin akut, ani iltihabı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Bildiğiniz gibi pankreas mide, dalak ve barsaklarımızın arasında duran bir organdır. Daha önce bu organın kanseri hakkında bilgi vermiştim ve çok tehlikeli olduğunu söylemiştik. Akut iltihabi hastalığı da oldukça riskli bir durumdur. Hastanın yatırılması ve dikkatli tedavi edilmesi gerekir. Malesef önemli bir organ ve hastalıkları da oldukça tehlikeli. Bir diğer önemli ve riskli bir hastalık olan Şeker Hastalığı da bu organın eksik hormon salgılaması sonucu olmaktadır ve bu hastalık hakkında da yakında yazı yazacağım.
Bu organ “Gastrointestinal Sistem” organıdır ve bu nedenle ameliyat dışındaki hastalıkları ile “Gastroenteroloji” bölümü ilgilenmektedir. Üniversitemizden sevgili arkadaşım Doç.Dr.Ender Ellidokuz konuyla ilgili sorularımı sizler için yanıtladı. Bu arada kendisi de Manisa kökenlidir. Bazı durumlarda iltihabi hastalıkta da ameliyat gerekebilmektedir. İşte bu konuda da yine üniversitemizden Genel Cerrahi uzmanı ve pankreas ameliyatlarında ihtisaslaşmış Doç.Dr.Yavuz Kaya bilgi verdi. Her iki meslektaşıma da çok teşekkür ederim. Umarım faydalanırsınız.
Bu hafta size sağlık dışında gibi görünen ancak sağlığımızı ciddi şekilde tehdit eden 2 konudan bahsetmek istiyorum. Birincisi resmi dairelerde iş yapmak zorunda olma durumu! Bu yazıyı az daha yetiştiremeyecektim. Çünkü dün evime su ve elektrik bağlatmak için tedaş ve su işlerine gittim. Halkla ilişkiler bölümünden gereken evrakların listesini aldım ve bunları tamamlamak için belediye binasına gittim. Ben gittim sakın siz gitmeyin… Aynı kat içerisinde yan yana veya bir öte masada oturan tam 8 ayrı görevliye 26 kez ayrı zamanlarda uğramak zorunda kaldım ki bunun adına mekik dokumak denir. Vezneye para ödüyorum, ardından makbuzu diğer bölümdekine götürüyorum o bakıyor şuna imzalat getir diyor, o hiç okumadan bakmadan imzalıyor, yeniden vezneye götürüyorum falan filan. En son veznedeki gittiği için arka masada oturana soruyorum “siz mi imzalayacaksınız?” diye; o diğer arkadaşına sesleniyor “sen imzalasana” şeklinde, o üflüyor, ben “biraz önce bu makbuzu zaten yan vezneden aldım ne diye gidip tekrar imza için geliyorum ki?” diye sorduğumda da tüm evrakları elime geri verip “git o zaman bakalım oluyor mu?” diyor. Neyse büyüklük ben de kalıyor, sesimi çıkarmıyorum ama sıcak bir yandan, sinir diğer yandan, oruç öte yandan geriyor da geriyor. İşte bu yüzden sağlığı yerinde olmayanlara, kalp ve şeker gibi önemli hastalığı olanlara resmi daire işlerini kendi başlarına yapmamalarını öneriyorum.
Aslında tüm bu yaşananlarda kişisel olarak ne oradaki arkadaşın, ne de oradaki amirlerin ve ne de başkanın suçu yok. Suç bizde sevgili hemşerilerim, yani halkta. Biz oy verirken “arkadaş sen bu kırtasiyeyi, bürokrasiyi azaltacak mısın, şu işleri kolaylaştıracak mısın?” diye sormuyoruz ki… İstemediğimiz bir şeyi kim niye versin ki bizlere? Velhasıl bu sıcaklarda siz siz olun bu tür durumlardan uzak durun. Bırakın olduğu gibi; nasılsa af çıkar sonra havalar serinleyince halledersiniz.
Özellikle bu yıl sağlığımızı bozacak gibi görünen bir başka konu da spor gibi geliyor bana. Allahtan ben hiç olmazsa Fenerbahçeliyim’de; o yüzden biraz kurtaracak gibi duruyorum. Belki Beşiktaşlılarda Q7, G10 derken ilk yarı sonuna kadar idare eder kanaatindeyim. Ama sadece Manisasporu veya Galatasaray’ı tutanlara Allah bu yıl bol sabır versin. Hele hele iki takımı birden tutanlar varsa işte onlar kalp spazmına çok dikkat etsinler. Ben futboldan çok anlamam ama yerel kulüplerde yöneticiler olsun, yıllardır bu konuyla ilgilenenler olsun konuştuğum tecrübeli arkadaşlarımın hepsi bu yılı çok riskli görüyorlar. Çünkü bu yıl hazır düşecek Ankaraspor’da yok. Takımda savaşacak, yırtıcı ve her gelen topa hızla basacak bir ön libero eksiği olduğu da yapılan öneriler arasında. Benden hatırlatması.
Sıcaklara dikkat ediniz ve gerekli değilse sıcakta dolaşmayınız. Ayrıca oruç tutanlar gece boyunca bol bol su tüketsin ve mutlaka sahura kalkıp su içiniz.
Manisada Gündemi okuyun sağlıklı yaşayın.

17 Haziran 2010 Perşembe

Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr.Alper Bayrak: Stresi Yenmek İçin Önce Kabul Edin!

Sınav kaygısı neden olur?
Bütün insanlarda, fiziksel ve ruhsal bütünlüğe zarar verecek, bizleri amaçlarımızdan uzaklaştıracak durumlara karşı savunma amacını taşıyan bir sistem vardır. Bu sistemi çalıştıran durumlar genel olarak bizlerde kaygı, korku, gerginlik gibi hoş olmayan duygulara yol açar ve bu durumların değiştirilmesini ya da gelecek tehlikelerden korunmamızı sağlayan mekanizmaları harekete geçirir. Örneğin araçların çok hızlı seyrettiği, trafik ışığı, polis gibi düzenleyici unsurların bulunmadığı bir yolda karşıdan karşıya geçerken bir kaygı duyarız. Bu kaygıyı yaşadığımız için daha dikkatli olur ve bir kaza yaşamadan karşıdan karşıya geçeriz ya da vazgeçer başka bir yol ararız. Sonuçta bu durumda kaygı ve sıkıntı yaşamanın işimize yaradığı bir gerçektir. Eğer böyle bir sisteme sahip olmasaydık kaza geçirerek ölmemiz, sakatlanmamız ya da yaralanmamız kaçınılmaz olurdu. Aynı hastalığa sahip iki kişiden biri hastalığın sonuçlarından kaygı duyuyor ve ilaçlarını düzenli kullanıp verilen önerilere riayet ediyorsa elbette kaygı duymayan kişiye göre bu hastalıktan çok daha çabuk kurtulacak ya da hastalığın yarattığı olumsuz sonuçlardan daha az etkilenecektir. Bir öğrencinin önündeki sınav da onun eğitimini istediği şekilde devam ettirmesi, özsaygısı ve kişiye ait olası başka nedenlerle içinde bir tehlike içerir. Sonuçta kararında yaşanacak bir kaygının genci ders çalışmak konusunda motive edeceği bir gerçektir. Ancak bazen kişiye ait hassasiyetler, genel olarak kaygı düzeyindeki yükseklik ve sınavın getirebileceği olumsuzlukların aşırı olarak algılanması tedaviyi gerektirecek bozulmalara da yol açabilir.

Sınava girecek bir öğrencide sınav kaygısının normal mi yoksa müdahale etmeyi gerektirecek bir durum olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Kaygının belli ölçülerde sorun çözümünde fayda sağladığını belirtmiştik. Bu durumda tedaviye gerek yok. Ancak genç, dersine çalışırken odaklanma ve dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa, uyku, iştah gibi alanlarda sorun yaşanıyorsa (aşırı uyuma ya da uykusuzluk, belirgin uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma, kabus görme veya sabaha karşı alışık olmadığı bir saatte sıkıntı ile uyanma), iştahta aşırı artış ya da azalma, sınavda yaşanan aşırı kaygı nedeniyle beklenen başarının azalması durumlarında doktora başvurmak gerekmektedir. Bazen sınavda yaşanması beklenen kaygı ara dönemde de kişinin uyumunu bozabilmektedir. Bu nedenler mutlaka tedavi edilmelidir. Ancak şunu eklemeliyim ki sınava çok yakın bir zamanda yapılan başvurularda tedavi adına zorluk yaşamaktayız, ama erken gelinirse gencin yapısı ile ilgili çalışmak mümkün olabilir.

Kaygı ve stresin fiziksel belirtilerini anlatır mısınız?
Çoğu insan tamamını yaşamasa da ellerde titreme, çarpıntı, midede yanma, terleme, sıcak basması, nefes darlığı gibi belirtileri vardır.

Kaygının psikolojik belirtileri nelerdir?
Odaklanma güçlüğü, yoğun bunaltı, düşüncelerini belli bir noktaya odaklayamama en sık gördüğümüz belirtilerdir.

Sınav kaygısı ve başa çıkma yolları nedir?
Öncelikle ergenlik dönemi gibi kişinin yoğun bedensel değişiklikler yaşadığı, toplumsal rollerin değiştiği, kişiler arası ilişkilerde hassaslaştığı bir dönemde yaklaşan ve sıkıntı yaratan bir sınav-ders çalışma sürecine girmesinin yarattığı yükü anlayabilmemiz gerekir. Birçok istek ve ihtiyacın ertelenerek vaktin ve enerjinin önemli bir bölümünün ders çalışmaya harcanması başlı başına bir stres yüküdür. Aslında gençlerimizin bu dönemde böyle bir yükün altına sokulmaması daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Ancak bunu değiştirmek de pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle kişinin stres yükünün altında olduğunu kabul ederek spor ve egzersizden vazgeçmeden, arkadaşlık ilişkilerini kesmeden, kendisini geliştiren ve yaparken zevk aldığı faaliyetlerle ders çalışma arasında bir denge kurmasının önemi kaçınılmaz. Böyle zamanlarda bilgisayar, bilgisayar oyunları, internet ve TV gibi uğraşların gereken rahatlamayı sağlamadan, öngörülenden fazla vakit aldığı ve genci daha da büyük bir sıkıntı içine soktuğu benim kişisel bir gözlemim.

Derin nefes alma, gevşeme egzersizleri gibi bedensel uygulamalar faydalı mı?
Gevşeme egzersizleri kaygı ve gerginliğin yoğun yaşandığı durumlarda olumlu etkisini gördüğümüz yöntemlerdir. Ancak bütüncül bir yaklaşımın ve kişinin tüm yönleriyle ele alınıp anlaşılabildiği bir ortamın varlığında etki etmektedirler.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilere önerileriniz nelerdir?
Sınav anında yaşanan kaygı ve sınava hazırlık döneminde yaşanan beklenti kaygısını genelde birbirinden ayırmak gerekir. Sınav kaygısı genç için sınavın kişisel “anlam”ından büyük ölçüde etkilenir. Birçok genç için sınav bir meslek edinmenin, diğerlerinin arkasında kalmamanın önündeki kaçınılmaz bir engeldir. Bu durumda yaşanan kaygı doğal olarak çok daha fazla olmaktadır.

Psikolojik savunma mekanizmalarının olması çözümü güçleştirici faktör mü?
Buradan kastedilen sorunu yok sayma ise elbette sorun çözülmediği gibi artarak devam edeceğinden ve çözüm arayışına gidilmesini engelleyeceğinden güçleştirici olduğu söylenebilir. Ancak yaşadığımız tüm sorunlar için savunma mekanizmaları kullanılır ve bir ölçüde çözüm için gereklidir.

Sınav kaygısıyla baş etmede kimlerden yardım almalıyız?
Psikiyatrist ve psikologlar bu konuda sorun yaşayan gençlerimize yardımcı olabilirler. Doğal olarak ileri yaşlarda sınav olmadığı için genelde biz çocuk psikiyatri uzmanları daha çok bu konuyla ilgileniyoruz.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin ailelerine öneriler var mı?
Sınava hazırlık döneminin aileler için de büyük bir sıkıntı kaynağı olduğunu kabul etmek gerekir. Sadece seyirci, yardımcı konumunda oldukları bu süreç annebabaların da uyumunu güçleştirmektedir. Ancak empatik bir tutumun faydalı olabileceğini düşünmekteyim.

Sınav öncesi çalışmayı bırakma için belirli bir süre var mı?
Bu daha çok eğitimcilerle ilgili bir konu gibi duruyor.

Sınav öncesi rahat bir uyku için ilaç veya beslenme gibi öneriniz var mı?
Sınava çalışırken içilen çay ya da kahvenin dikkat artırdığı bir gerçektir. Ancak fazlaya kaçıldığında ya da geç vakitte içildiğinde uyku üzerine olumsuz etkileri var. Dengeli beslenme önemli. Uyku için tavsiyem sınava çalışma sürecinde en azından uykuya dalmadan önce mümkünse de günün diğer zamanlarında da gençlerin kitap okumaları. Ayrıca radyo tiyatrosu dinlemenin de çok faydalı olduğunu görüyorum.

10 Haziran 2010 Perşembe

CBÜ Tıp Fakültesi Üroloji Uzmanı Doç..Dr.Gökhan Temeltaş: Günümüzde idrar kaçırması kolay ve başarılı ameliyatlarla tedavi edilebiliyor!

İdrar kaçırmada nasıl tanı koyuyorsunuz?
İdrar kaçırma tedavisinde, kaçırmanın tipinin belirlenmesi tedavi açısından büyük önem taşımaktadır. Muayeneye ek olarak, inkontinansın tanısını doğrulamak amacıyla bazı ek testler yapılabilir. Testler doğru tedavinin uygulanması için, büyük önem taşımaktadır. Bu testler şunlardır; idrar tahlili, idrar akım hızı, işeme sonrası atık idrar tayini, gerekli hallerde ürodinami ve sistoskopi.
Ürodinami, nöroürolojik ve ürolojik hastaların idrar kaçırma sorunları teşhisinde kullanılan çok geniş kapsamlı bir tetkik yöntemidir. Ürodinamik tetkikler mesane ve kaslardan oluşan sfinkterlerin uygun çalışıp çalışmadığını değerlendiren ayrıntılı çalışmalardır. Alt üriner sistem hastalıklarından kaynaklanan idrar kaçırma sorunlarının değerlendirilmesinde kullanılan bu yöntem hastaya medikal ve cerrahi tedavi seçeneklerinden hangisinin uygulanması gerektiği konusunda hekime ayrıntılı bilgi verir.

İdrar kaçırma nasıl tedavi edilir?
En doğru tedavi, idrar kaçırma tipine göre belirlenecektir. Çünkü her tip idrar kaçırmada her tedavi yaklaşımı etkili olmayabilir. Bu nedenle farklı tedavi seçenekleri vardır.

Evde uygulayabileceğin tedavi yöntemi var mı?
Evet, bazı özel egzersiz hareketlerini hasta evinde kendi uygular. Kegel egzersizleri pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizlerdir bazı durumlarda tek başına, ancak genelde yardımcı yöntem olarak etkili olur. Bu tedaviyle idrar torbası ve idrar yapmayla ilgili kasların kontrol altına alınması sağlanarak pelvik taban kasları güçlendirilir. Bu ezersizlerin nasıl, ne sıklıkta ve ne süre ile yapılacağı hekim tarafından hastaya açıklanır. Bu egzersizlere ek olarak bir idrar günlüğü oluşturularak bu program çerçevesinde mesane eğitimi sağlanmaya çalışılır.

İlaç ile tedavisi olabilir mi?
Bazı idrar kaçırma tipleri ilaçlar ya da hormonlarla tedavi edilir. Özellikle sıkışma tipi idrar kaçırma da ilaç tedavisi ilk seçenektir. İlaç tedavisinin süresi ise hastadan hastaya değişir.
Menopozdan sonra başlangıçta hafif olan idrar kaçırma şikayetleri kadınlık hormıonu olan östrojenin azalmasıyla birlikte gittikçe artar. Bu tür hastalarda tedaviye östrojen hormonunu da ilave etmek gerekebilir.

Sıkışma tipi idrar kaçırmada ilaç tedavisi başarısız olursa başka ne gibi tedaviler uygulanabilir?
Yeni bir tedavi olan botulinum toksin enjeksiyonu uygulanmaktadır. Bu yöntemde mesane adelesine botulinum toksini enjekte edilerek mesanenin kasıcı kaslarında geçici gevşeme sağlanır, böylece acil idrar hissi veya yetişememe tarzındaki idrar kaçırma tedavi edilmeye çalışılır. Ancak çok iyi seçilmiş hastalarda ve hasta çok iyi şekilde aydınlatılarak uygulanması gereken bir yöntemdir. Her hasta için uygun değildir. Ayrıca pahallı olması ve sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmaması da uygulanmasını zorlaştırmaktadır.

Stres tip idrar kaçırmada ne zaman cerrahi tedavi uyguluyorsunuz ve zor bir ameliyat mı?
Diğer tedavi yaklaşımları başarısız olduğunda cerrahi müdahale yapılır. Stres tip idrar kaçırmada günümüzde basit, az invazif (daha az kesi ile yapılan) ve çok kısa sürede uygulanabilen oldukça etkili, taburcu olma ve iyileşme dönemi çok daha kısa yeni metotlar uygulanmaktadır. TVT (Trans vajinal tape) veya TOT (Trans obturator tape) yönteminde idrar borusunun ortasına stres altında kapalı kalacak bir bant yerleştirilir, hasta aynı gün veya ertesi gün sondasız olarak evine gönderilir.

Ne zaman doktora başvurmalıyım?
Aşağıdaki sorulardan birine yanıtınız “evet” ise bir üroloji uzmanına danışılmalıdır:
Güldüğünüzde, öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda; yürürken veya egzersiz yaparken; ağır bir eşya kaldırırken; oturur ya da yatar durumda ayağa kalktığınızda idrar kaçırıyorsanız;
Gün boyunca sık sık tuvalete gitmek zorunda iseniz;
Bu sorunlar nedeniyle ped kullanmak zorunda kalıyorsanız;
İdrar yapma hissi geldiğinde tuvalete yetişemiyorsanız;
Tuvalette hiçbir zaman idrarınızı tamamen boşaltamadığınız hissine kapılıyorsanız