Sayfalar

alkolizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alkolizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2010 Çarşamba

Celal Bayar Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Prof.Dr.Hakan Tıkız: Kalp sağlığında sigaranın yeri yok; az alkole de lafım yok!

Kimler kalp sağlığı açısından risk altındadır?
Risk faktörlerini bireysel olanlar (değişemez) ve bireysel olmayan (değiştirilebilir) faktörler şeklinde iki ana grupta toplayabiliriz. Değiştirilemez risk faktörleri erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaşın üstünde olmak veya erken menopoz; erkek olmak ve birinci derece erkek akrabalarında 55 yaşın altında kalp krizi veya ani ölüm olması olarak sayabilirim. 1. derece kadın akrabalarında ise 65 yaşın altında kalp krizi veya ani ölüm olması riski artırır. 20-34 yaşları arası Koroner Arter Hastalıklarından ölüm erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmasına rağmen ileri yaşlarda bu oran gittikçe azalmaktadır.
Değiştirilebilir risk faktörleri ise stres, sigara, hipertansiyon, hiperlipidemisi olan bireyler (kan kolesterolu 200 mg/dl üzerinde kan trigliseridi 150 mg/dl üzerinde olan bireyler), şeker hastalığı, şişmanlık, fiziksel aktivite eksikliği, durağan yaşam tarzıdır. Sigara dışında bu sayılanlar son yıllarda ”Metabolik Sendrom” adı verilen ve gerçekten kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskini arttırdığı gösterilmiş ve bir arada sıklıkla bulunabilen risk faktörleridir.

Kalp hastalıkları erkek ve kadınlar arasında farklılık gösteriyor mu?
Yukarıda sayılan hastalıklar açısında çok büyük bir farklılık yoktur. Ancak kalp krizi gibi damar hastalıkları kadınlarda erkeklere oranla 10 yıl daha geç ortaya çıkar. Ayrıca 20-34 yaşları arası koroner arter hastalıklarından ölüm, erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmakla birlikte yaşla birlikte bu oran gittikçe azalmaktadır.

Kadınlarda doğumun kalp sağlığı üzerine etkisi var mı?
Doğumların kalp sağlığı üzerinde ciddi bir etkisi yoktur. Ancak mevcut kalp hastalıkları daha da ağırlaşabilir.

Doğum kontrol hapları kalbi etkiler mi?
Doğum kontrol haplarının içerisinde bulunan “Östrogen” hormonu kan pıhtılaşma faktörlerin karaciğerden salınımını arttırarak tromboembolik olay riskini arttırırlar. Bu tür emboli öyküsü olanların doğum kontrol haplarını kullanmaları önerilmez.

Günlük aspirin içmek kalp sağlığına etkili mi?
Normal bireylerde aspirin kullanımının ömrü uzattığı ya da kardiyovasküler olay riskini azalttığı gösterilememiştir. Günümüzde 2 ve daha fazla kardiyak risk faktörü olan bireylerde ve saptanmış kalp damar hastalığı bulunanlarda kullanılması (100-300 mg dozlarında) önerilmektedir.

Her gün alkol almak kalp sağlığını bozuyor mu?
Çok yakın bir zamanda yayınlanan 2 çalışmada orta düzeyde alkol tüketiminin (25 g/gün) kalp ve damar hastalığına yakalanma riskini yaklaşık % 30 oranında azalttığını gösterilmiştir. Ancak alınan alkol miktarının artması bu olumlu etkileri yok etmekte ve özellikle hipertansiyon, pıhtılaşma bozuklukları ve felç riskinde artış görülmektedir.
Ya sigara….
Sigara tüm önlenebilir ölümlerin % 50’sinden sorumludur. Bunların yarısı da kardiyovasküler nedenlidir ve içilen günlük sigara miktarına ve kullanılma süresine bağlı olarak zararlı etkileri değişmekle beraber, kadınlar üzerindeki zararlı etkisi daha fazladır. Sigarayı bırakanlarda risk, 3 yılda, hiç sigara içmemiş bir kişinin düzeyine düşmektedir. Özetle sigara sadece kalp için değil akciğerler, tüm damar hastalıkları, inme ve birçok kanser için alt yapı oluşturması nedeniyle son derece zararlı bir alışkanlıktır.

Kalp Sağlığımızı korumak için yapmamız gerekenleri sıralar mısınız?
•Düzenli egzersiz; Haftada en az 4 gün düzenli olarak, yarım saati aşan sürelerde, hızlı yürüme, merdiven çıkma, yüzme, bisiklete binme, dans etme ve benzeri, orta şiddette, büyük kas gruplarının ardı sıra kasılıp gevşemesini sağlayacak şekilde.
•İdeal kiloya inme ve meyve-sebze, balık ve tavuk eti ağırlıklı beslenme, haftada en fazla 1-2 yumurta tüketmek, sofrada ek tuz ekmekten kaçınmak. Kızartmalar yerine ızgara ve buğulama tercih edilmeli, kırmızı et haftada 1 kez tüketilmeli ve sakatattan kaçınılmalı.
•Yüksek tansiyon ve şeker kontrolde olmalı
•Kolesterol ölçümlerini 40 yaşından sonra yakın takip etmek ve kötü huylu kolesterolü (LDL- Kolesterol) 100-130 mg/dl aralığında tutmak. Eğer kişide saptanmış kalp damar hastalığı mevcut ise bu değer 100 mg/dl altında olmalı.
•Sigarayı kesinlikle hemen bırakmalıdır
•Eğer kulanılmak isteniyorsa kırmızı şarap başta olmak üzere günde 1 bardak alkol,
•Mümkün olduğu kadar stresten kaçınmak ve düzenli uyku,
•Aile öyküsü olanlarda çok daha yakın takip gereklidir

3 Mart 2010 Çarşamba

Celal Bayar Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Doç.Dr.Artuner Deveci editörümüzün sorularını yanıtlıyor

Alkol Bağımlılığı nedir?
İnsan beyninde bazı kimyasal değişikliklere bağlı olarak kişinin kontrolsüz ve mecburi olarak alkol kullanmasına yol açan bir beyin hastalığıdır. Alkol bağımlısı hastayı örneğin tansiyon yüksekliği olan hasta gibi düşünebiliriz, nasıl tansiyon hastası tuzlu ve yağlı yiyecekler yediği zaman tansiyonu yükseliyorsa bağımlı hastada alkol aldığı zaman tıbbi, psikiyatrik ve sosyal sorunlar yaşamaya başlar.

Bağımlılık için belirlenen bir miktar var mı?
Belirli bir düzeyin üstünde kullanan kişilerde alkole bağlı bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Buna yüksek riskli alkol kullanımı diyoruz. Çeşitli içki türleri için standart içki miktarları vardır. Bir küçük kutu biranın içerdiği alkol miktarı, bir tek rakı, cin ya da viskiye ve bir kadeh şaraba eşittir. Bunların tümü “bir standart içki” olarak adlandırılmaktadır. Erkekler için haftada 21 standart içki, kadınlar için haftada 14 standart içki sınır olarak kabul edilmektedir. Eğer kişi bu sınırların üstünde alkol kullanmaya başlarsa bedensel ve ruhsal açıdan zararlar görmeye başlayabilir. Ancak bu, daha düşük dozlarda kişinin herhangi bir zarar görmeyeceği ya da daha yüksek dozlarda zararın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez.

Kontrollü içmek ile bağımlılık arasındaki fark nedir?
Aslında kontrollü içmek ve alkol bağımlılığı çok farklı durumlardır. “Alkol kullanımı konusunda kontrol kaybı” anlamındaki bağımlılık, kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır, tıpkı şeker ya da yüksek tansiyon hastalığı gibi. Kişi bağımlı olduktan sonra alkol kullanmayı bırakabilir ancak onu kontrollü olarak kullanmaya geri dönemez. Bu nedenle bağımlılık kalıcıdır, ancak kullanım durdurulabilir.

Her gün alkol alınması bağımlılık mı oluyor?
Alkol, alınan miktar ne olursa olsun haftada beş kereden sık kullanılmamalıdır. Yani haftada en az iki gün hiç alkol alınmamalı, alkol alındığında erkekler için günde 4 standart içki, kadınlar için ise 3 standart içkinin üzerine çıkılmamalıdır.

Alkol kullanımının bir kişide problem haline geldiğini ne zaman söyleyebiliriz?
Dünya Sağlık Örgütü alkol bağımlısını "uzun süre ve alışılmışın dışında alkol alan, alkole bağlı ruhsal-bedensel-toplumsal sağlığı bozulan, buna karşın durumunu değerlendiremeyen; değerlendirse bile alkol alma isteğini durduramayan, tedaviye gereksinimi olan bir hastadır" diye tanımlar. Bir başka tanımında ise; alkolün işine engel olduğunu değil de işinin alkol almasına engel olduğunu düşünmeye başlayan kişiyi alkol bağımlısı olarak görür.

Kişi aldığı alkol miktarını nasıl azaltabilir?
Bağımlının öncelikle bağımlı olduğunu yani “bağımlı olduğu alkol karşısında güçsüz olduğunu”, onu kontrollü olarak kullanamadığını kabullenerek hiç kullanmamak için gerekli tedbirleri almaya başlaması gerekir. Eğer bağımlılık henüz gelişmemişse alınacak tedbirler olabilir. Örneğin alkole bağımlı olmayanlar için kontrollü içme programı, kişinin bağımlı olmasını önlemede yararlı olabilir.

Alkolizmde fiziksel bulgular var mı?
Alkol bağımlılığı fizyolojik bir bağımlılıktır, yani beden ile ilgili bir takım değişikliklere yol açar. Alkol bağımlısı zaman içinde bedeni için gerekli ve istediği etkiyi sağlamak için zaman içinde alkol miktarını artırır, ayrıca alkolü azalttığı ya da kestiği zamanda fiziksel bazı belirti ve bulgular ortaya çıkar. Baş ağrısı, ellerde, göz kapaklarında ve dilde yaygın kaba titremeler, konuşma bozukluğu, denge bozukluğu, reflekslerde bozulma, istemsiz kas kasılmaları, sara nöbeti gibi nörolojik belirtiler; çarpıntı, terleme, tansiyon yüksekliği, göğüste sıkışma, yüzde kızarma, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, sindirim güçlükleri gibi belirtiler; uykusuzluk, korkulu düşler, sıkıntı, kaygı, öfke, gerginlik, huzursuzluk, tartışma ve kavgacılık, konsantrasyon güçlüğü, algılama bozuklukları gibi ruhsal belirti ve bulgular görülebilir.

Alkolizmin tipleri var mı?
Alkolizm, "Alkol Kötüye Kullanımı" ve "Alkol Bağımlılığı" olarak iki alt başlıkta incelenmiştir. Ayrıca miktarın artırılması ve yoksunluk belirtilerinin önemini vurgulamak için fizyolojik bağımlılığı olan ve olmayan olarak iki alt bölüme ayrılmıştır. Ayrıca geçerli olan başka bir sınıflandırma da biri geç başlangıçlı, daha hafif şiddette seyreden ve çevresel etmenlere daha duyarlı tip 1 alkolizm ve diğeri erken başlangıçlı, erkeklerde sık gözlenen, biyolojik babalarında antisosyal davranış, suç ve daha güçlü genetik yatkınlıkla ilişkili tip 2 alkolizmden oluşmaktadır.

Alkolizm kendi başına bir psikiyatrik bozukluk mu; yoksa bazı psikiyatrik hastalıklar mı alkolizme yol açıyor?
Evet, kendi başına ve oldukça sık görülen, fakat tedaviye başvuru konusunda zorlanılan bir psikiyatrik bozukluktur. Aslında tam tersine depresyon, anksiyete, panik bozukluk, diğer madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik hastalıklar alkolizm sonrası gelişmektedir. Diğer yandan çarpıcı bir durum alkol bağımlılığının yavaş yavaş uygulanan tatlı bir intihar girişimi olarak düşünülmesidir.

Eş ya da çocuğunun alkol bağımlısı olduğunu düşünenlere önerileriniz var mı?
Alkolün kişilerde yaptığı ağır ruhsal ve bedensel bozukluklar yanında; kişiler arası ilişkiler bozulmakta, aile içi sorunlar artmakta, çocuklar olumsuz yönde etkilenmektedir. İş ve trafik kazalarında, yaralama, öldürme ve intihar olaylarında, iş ve işgücü yitimlerinde alkol en önemli sorumlu durumundadır. Bu olumsuzlukları ve kayıpları göz önüne alarak alkol bağımlısının kendisini tedaviye hazırlaması, motive etmesi gerekir. Yakınları da bıkmadan usanmadan ikna çabalarını devam ettirmelidirler. Fakat hiçbir zaman hastanın yakınları hastanın haberi olmadan suyuna, çorbasına ilaç koymamalıdır. Bu yüzden çok ciddi sağlık sorunları çıkabilmektedir. Tedavinin bütünsel olması gerekiyor. Bu nedenle anne, baba, eş ve yakınlarının bilgilenmesi ve davranışlarını değiştirmesi bağımlı kişinin iyileşebilmesi için zorunludur.

Fenerbahçe ve Alkolizm

Sevgili Manisalı hemşerilerim,
Geçen hafta futbolda hüsran yaşadık. İki güzide takımımızda Avrupa kupalarından elendi. Cumartesi kalktım yağmur, yattım yağmur. Kapalı bir hava. Moraller bozuk. Ben Fenerbahçeliyim. Pazar öğleden sonra bari “büyükşehir”i yenelim de moralimiz düzelsin dedim. Öğleden sonra Ufuk Plaza’ya gittim maçı seyretmeye. Yine hüsran… Hava da moraller de iyice bozuk mu! Diyeceksiniz ki bırak alkolik olmayı insan kanser olur. Valla olur. Ama n’apalım? Benim işim hem alkolik hem de kanser olmanızı engellemek.
Bu haftada “Yeşilay Haftası”. Bu nedenle sizlere “alkol bağımlılığı” hakkında bilgi vermeye çalıştım. Üniversite hastanemizden sevgili Artuner alkol bağımlılığı ile ilgili sorularımı yanıtladı. Geçenlerde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesini ziyaret ettim. Başhekim Ahmet Bey çok iyi ağırladı ve AMATEM merkezini ve personelini tanıştırdı. Oldukça önemli ve başarılı bir merkez. Görevli uzmanımız Dr.Kaan Toksöz hem merkezin çalışması hem de alkol bağımlılığı tedavisi ile ilgili bilgiler verdi. Psikoloğumuz Ali Bey ile de “psikoterapi” hakkında söyleşi yaptım. Çoğu kişi psikiyatrist ve psikolog farkını ayırt etmede zorlanır. Yeri gelmişken ben söyleyeyim: tıp fakültesi mezunu olup üzerine Psikiyatri ihtisası yapmış doktorlara “Psikiyatrist”, eğitim fakültelerinin psikoloji bölümünü mezunlarına da “Psikolog” denilmektedir.
Günde alınan 1-2 kadeh kırmızı şarabın kalp ve genel sağlık açısından faydalı olduğu yönünde araştırmalar var. Bazı hekimler bunu öneriyor. Bazıları da“mutlaka alkol alacaksanız bu şekilde alın yoksa almamanız daha iyidir” diye öneriyorlar. Bilgiyi vermek benden, kararı vermek sizden. Gerçek olan şu ki yaşamda hiç bir konuda ifrata (aşırılığa) kaçmamak gerekir. Siz aşağıdaki yedi maddeden üçünü işaretlediyseniz söyleşi yaptığım uzmanlarla bir görüşün derim.
 Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz.
 Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ‘istediği zaman bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
 İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye fark ettirmemeye çalışarak içebilir.
 İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terk eder.
 Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastrit vb), ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
 Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
 Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar.

Haftaya “Tıp bayramı”. Deneyimli hocalarımız ile hem genel sağlık hakkında hem de nasıl iyi bir doktor olunacağı hakkında söyleşi yapacağım. Hepinize sağlıklı bir hafta dilerim.
Sağlıkta Gündem’i okuyun sağlıklı kalın.