Sayfalar

bel fıtığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bel fıtığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2010 Çarşamba

BEL FITIĞINDA TEDAVİ

Sevgili Manisalı Hemşerilerim,
Hafta sonu gazeteye uğradım ve editörümüz Levent beye nasılsınız dediğimde “pek keyfimiz yok” dedi. Hayırdır ne oldu dediğimde ise “ne yapalım maçlar yok” deyince gülüştük. Sanırım futbolu önemli yapan bir başka özelliği ise sosyal bir aktivite işlevi de görmesi. Evet; bu hafta futbola ara verdik. Bu nedenle hafta sonumuz biraz sönük geçti. Almanya’dan da 3 gol yedikten sonra keyfimiz kaçtı. Bu nedenle pek futboldan bahsetmek istemiyorum. Ama spordan ve özellikle yüzmeden bahsedeceğim. Ama önce konumuz bel fıtığına biraz değinelim.
Benim yaptığım görüşmelerden sonra anladığım şu: gerçekten bel fıtığınız varsa sakın ola, belimi çektircem, kupa tutturcam, hamamda masaj gibi tehlikeli yollara sapmayın. Bu sırada ufak problem daha ciddi hale gelebilir. Fakat hocam; falanca yaptırdı, gözümün önünde iyileşti; sürünerek götürdük yürüyerek geldik diyeceksiniz ve haklısınız. Benim en yakın arkadaşımda bana yemin ederek anlatıyor, Akhisar sanayisinde biri var, belim tuttu mu iki büklüm ona gidiyorum, belimi çekiyor ve çok iyi geliyor diye kaç kez anlattı bana. Tabii ki bu da doğru; yalan söyleyecek hali yok herhalde. Bunları aynen hocalarımıza da sordum ve anlattılar.
Şuan isimlerini vermeyeceğim ama bel ağrısına yol açan birçok hastalık var. Bunlardan sadece birinin adı bel fıtığı. Diğerleri ile ilgili olarak yine uzmanlarla görüşüp size bilgi vereceğim. Bel ağrısına yol açan ve beldeki kaslarla ilgili ağrılar olabiliyor. Bu gibi fıtık dışındaki ağrılarda masaj, sıcak, ovma, gerdirme gibi etkiler ağrının azalmasına yol açabiliyor. Ben kendi yaşadıklarımdan örnek verecek olursam, evimi taşırken sırt ve omuz kaslarımda bir kramp oldu ki nefes alamayıp yere yığıldım. Annem hemen araba ile hastaneye götürdü ve Anestezi Bölümünde bulunan Ağrı Birimin’de uygulanan akupunktur benzeri iğne tedavisi var hemen onu uygulattım ve dönüşte arabayı kullandığım gibi evi taşımaya da devam ettim. Sanırım sizlerin yaşadığı da buna benzer bir durum. Sevgili meslektaşım ve bu gibi durumlarda hayatımı kurtaran Doç.Dr.İdil Tekin hocaya buradan çok teşekkür ederim. Kendisini yakın gelecekte bu sayfada konuk edeceğim.
Sonuçta bel ağrısından yakınanlar öncelikle bir beyin cerrahisi uzmanına muayene olacak ve gerçek problemin ne olduğu ortaya konulacak. Ardından bel fıtığı ise ve ameliyat gerekmiyorsa doktorunuzu dinlemenizi öneririm. Ama yok sorununuz kas krampı gibi ağrılardan kaynaklanıyorsa benim önerim, ne olduğunu, ne tür problemlere yol açabileceğini yani komplikasyonlarını bildiğimiz ve çözebileceğimiz tıbbi yöntemleri tercih etmeniz. Yok biz bildiğimizi okuruz diyorsanız da diyecek lafım yok; yolunuz açık olsun. Ama bel siniriniz zarar görürse de bana tanıdığım beyin cerrahı var mı diye sormayın, söylemem.
Aslında tüm bu hastalıkların altında modern, hareketsiz, fazla kilolu yaşam şekli geliyor. İşte bu yüzden günümüzde sağlıklı olmak için yapılacak en önemli şey sağlıklı beslenmek ve spor yapmak. Hocam iyi de imkan var mı demeyin. Her mahallede spor aletleri içeren parklar görüyorum. Hangi spor derseniz yüzme derim. Şehrimizde bildiğim kadarıyla 2 otel, 1 üniversite birde spor müdürlüğü olmak üzere 4 iyi havuz var. Oteller ücretli, üniversite herkesi almıyor, peki olimpik havuz ne güne duruyor orada. 4-5 ay açık havuza girilebilecek hava koşulları var şehrimizde. Kapalı havuz mu? O başka bahara kaldı galiba.
İl Spor Müdürlüğünün olimpik havuzu halkın daha geniş ve etkin kullanımına sunması için biraz daha çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü spor sağlıktır.
Sağlıkta Gündem’i okuyun, sağlıklı yaşayın.

CBÜ Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof.Dr.Mehmet Selçuki: BEL FITIĞINDA AMELİYAT!

Bel fıtığı tedavi edildikten sonra tekrar edebilir mi?
Bel fıtığı, hasta, ameliyat sonrası yasaklara uymaz ise tekrar edebilir. Tüm yasaklara uyması halinde dahi, % 5 ihtimalle tekrar söz konusudur. Zira bazen şiddetli bir aksırık ya da öksürük bile omurlar arasından kıkırdak parçasının dışarı çıkıp tekrar can yakmasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle, hastanın, cerrahi sonrasında, ağır kaldırmamak, öne eğilmemek ve beli zorlamamak gibi yasakları çok dikkat etmesi gerekmektedir. Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, yapıla girişim bozuk parçayı tamir etmediğine, yenisi ile değiştirmediğine göre bozuk parça artık can yakmıyor olabilir ama hala bozuktur. Bu nedenle yasaklar ömür boyu sürecek yasaklardır.

Bel fıtığı tedavi edilmezse başka hangi sorunlara yol açabilir?
Bel fıtığı cerrahisi, kıkırdak dokusunun sinir dokusunu sıkıştırması sonucu, sıkışıklığa neden olan kıkırdağın oradan alınması işlemidir. Sıkışıklığa neden olan kıkırdak alınmaz ise sıkışık kalmaya devam eden olan sinir dokusu bir süre sonra çalışmayı durduracaktır. Yani bir felç oluşacaktır. İşşin kötü yanı, sinir dokusu küserse, barışması güç bir dokudur. Bu nedenle küstürmeden, tabiri caiz ise naz yaparken gönlünü almak en doğru davranıştır.

Bel fıtığı hastalarının yaptığı yanlışlar nelerdir?
Bel fıtığı hastalarının yaptığı en büyük yanlışlardan bir tanesi, her beli ağrıyanın aynı hastalığa sahip olduğunu sanıp, komşusuna iyi gelmiş olan tedavi yönteminin ( ister tıbbi isterse tıp dışı olsun) kendinse de iyi gelebileceğini düşünmesidir. Yukarıda değinmeye çalıştım gibi, aynı şikayetlere neden olan farklı farklı durumlar vardır.
Bir başka büyük yanlış ise, kendilerine defalarca anlatılıyor olmasına rağmen, tedavi sonrası (ilaçla – cerrahi) yasaklara uyma konusunda titizlik göstermemeleridir.
Sıkça sorulan sorular arasında, “bel fıtığı ameliyatının tehlikesi olup olmadığı” vardır. Bel fıtığı ameliyatları büyük bir başarı ile yapılmaktadır ve uzun zamandır bir sorun ile karşılaşmamaktayız. Bence en büyük tehlike, hastanın ameliyattan sonra rahatlaması ve ağrılı olduğu dönemleri unutarak yasak olan hareketleri yapmaya başlamasıdır. Devamı halinde fıtığın tekrarlaması kaçınılmaz olmaktadır. Bu durumda ise, ikinci bir ameliyat söz konusu olabilmekte, ikinci ameliyat da hem olana hem de yapana daha çok sıkıntı yaşatmaktadır.

Bel fıtığı fizik tedavi ile iyileştirilebilir mi?
Eğer, daha önce de değindiğim gibi, omurlar arası kıkırdak zedelenmesi mevcut ve gerçek bel fıtığı oluşmamış ise fizik tedavinin tabii ki, hastanı rahatlamasında rolü vardır. Bu tip hastalar zaten, cerrahi girişim gerekmeyen hastalardır. Fizik tedavi ile rahatladığında, bel fıtığının fizik tedavi ile iyileştiği kanısına varması ise yanlış bir sonuçtur. Biz de, gelen hastalarda, cerrahi girişim gerekmiyor ise zaten ilaçla tedavi yolunu seçmekteyiz. Bazı hastaların ağrı ve yakınmalarının inatçı olması durumunda tabii ki fizik tedavi yardımcı olmakta ve hastaları rahatlatmaktadır. Ancak, “bel fıtığı fizik tedavi ile iyi olur bu nedenle cerrahi girişim gerekli değildir” gibi bir düşünce hem yanlıştır hem de geç kalmak nedeni ile geriye dönüşü olmayan kötü sonuçlara yol açabilir.

Merkez Efendi Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.Muzaffer Kilci: Bel fıtığında fizik tedavisi

Bel Fıtığını nasıl tedavi ediyorsunuz?Kısa süreli yatak istirahati hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı, vücut ağırlığı ile göçmemelidir. Sırt üstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ağrı kesici, kas gevşetici ilaçlar faydalıdır. Fonksiyonel skolyoz (omurganın yana eğriliği) varsa korseleme gerekebilir. Korse kullanımı uzun süre olmamalıdır.

Bel fıtığının fizik tedavi ile tedavisinde ne tür cihazlar kullanıyorsunuz?Yüzeyel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve çekme-gerdirme cihazları kullanıyoruz. Bu cihazlar yardımıyla hem kasları gevşetebiliyor hem de ısıtabiliyoruz.

Bel fıtığı tedavisinde egzersizin yeri nedir?Genel sağlık açısından olduğu gibi bel sağlığı içinde sporun ve sağlıklı iken yapılacak egzersizlerin önemi büyüktür. Bel, sırt ve karın adalelerini güçlendirmek için eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini arttırmak için gerekli spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir.
Bel fıtığı rahatsızlığına yakalananlar hastalığın akut ağrılı döneminde bu hareketlere başlamamalı, istirahati tercih etmelidir. Ani ve zorlayıcı hareketlerden uzak durmalıdırlar. Ani gelişen ağrılı dönemin tedavisinden sonra spora başlanmalı ve hayat tarzı haline getirilmelidir.

Bel Fıtığı ile ilgili doğrular ve yanlışlar nelerdir?Yanlış: 20-25 gün kesin yatak istirahati yapılmalıdır.
Doğru: 2 gün yatak istirahati yeterlidir
Yanlış: Fizik tedavi sırasında ağrı olursa bırakılmalıdır
Doğru: Fizik tedavinin özellikle ilk 3 gününde ağrıların artması normaldir. Sabırla devam edilmelidir.
Yanlış: Fizik tedavinin etkisi ancak birkaç ayda belli olur
Doğru: İlk 10 seans sonrası hastanın ağrılarında bir gerileme olmuyorsa fizik tedaviyi sürdürmenin bir anlamı yoktur. Bir sonraki tedaviye geçilmelidir.
Yanlış: Bele balık bağlama, bardak çekme, masaj gibi alternatif yöntemler fıtığı yerine sokar.
Doğru: Bu gibi alternatif yöntemler sadece kan dolaşımını arttırır, fıtık üzerine bir etkisi olmaz.
Uzmanımızın önerdiği hareketleri gazete sayfamızda görebilirsiniz.

26 Ekim 2010 Salı

BEL FITIĞI

Sayın Manisalı Hemşerilerim,
Bu hafta sizlere çok önemli olduğuna inandığım bir konu hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Konumuz: BEL FITIĞI. Bu konuda muzdarip olan, sıkıntı çeken çok sayıda birey var aramızda. Toplumun çoğunda bir şekilde bel ağrısı tecrübesi var. Hepimiz ya ağır bir cisim kaldırdığımızda ya da ters bir hareket yaptığımızda bel ağrısı çekiyoruz. Bunların hepsine topluca BEL FITIĞI oldum, belim ağrıyor diyoruz.
Bu konu aslında beni de çok ilgilendiriyor. Çünkü yıllar önce Dokuz Eylül Üniversitesinde öğrenci iken, acil nöbeti tutuyordum. Sürekli koşuşturmaktan bel ağrılarım olurdu. O zamanlar çok spor yapıyordum ve buna rağmen ağrılarımın olması beni şaşırtıyordu. Sınıf arkadaşlarımdan birisi bel fıtığı tanısıyla ameliyat olup rapor olunca ben de kendimden şüphelendim. O yıllarda her yerde şimdiki gibi klima yoktu. Sadece bilgisayarlı tomografi odasında klima vardı. O da tomografi ısınıp zarar görmesin diye alınmıştı. Bizde, ne yalan söyleyeyim, vakit buldukça tomografi odasındaki sedyelerde 1-15 dakika uyur, dinlenmeye çalışırdık. Tam o sırada acilde birlikte nöbet tuttuğum Enis abi ile birlikte dinleniyorduk. Şimdi kendisi ultrason konusunda çok deneyimli bir radyologtur. “Abi benim hep belim ağrıyor,ne dersin?” dediğimde; zaten tomografi odasındayız yat hemen bir filmini çekeyim demiş ve çekmişti. Ardından bana “L3-4’te protrüzyon ve L5-S1’de herniasyon var; yani fıtıksın” demişti. Aldı mı beni bir korku! Ertesi gün hemen Prof.Dr.Emin Alıcı’ya gittim. Kendisini medyada hatırlarsınız, iki dönem üniversite rektörü oldu. Hiç unutmam; odasında filmimi aldı, şöyle bir baktı ve dedi ki “Talha! Yarın hemen yat, seni ameliyat edeyim”. Tabii ben herkesin yapacağı üzerine kaçtım. Çünkü daha yeni bir arkadaşım beyin cerrahisine ameliyat olmuş ve ağrıları tam geçmemişti. Ben de herkes gibi kortum ve ameliyattan kaçış aradım. Ortopedi, fizik tedavi uzmanları ve psikiyatristlere bile danıştım. Vücut hareketlerime, kiloma dikkat etmem gerektiğine inandım. Önce kilo vermeye; daha doğrusu sağlıklı beslenmeye yöneldim. Ardından tüm spor faaliyetlerini çıkardım hayatımdan. Fakat bir dönem sonra psikiyatri hocamız bu davranışın da normal olmadığını, yaşamda gerçeklerden asla kaçılmaması gerektiğini söyleyince, dikkatli olarak spor yapmaya başladım. Ama bu kez önce ısınma hareketleri, ardından dikkatli hareketler yapıyor ve kendimi çok hırpalamıyordum.
Uzun lafın kısası hala o ağrılarla birlikte yaşıyorum. Ameliyatta olmadım. Neden mi? İşte yanıtlarını çok güzel bir şekilde üniversitemizden, beyin cerrahisi uzmanı hocamız, Prof.Dr.Mehmet Selçuki veriyor. Her bel ağrısı tıbbi olarak bel fıtığı değil! İşte bu yüzden bel ağrısı çeken bazı kişiler halk tabiriyle “bel çekili”, “faytoncu”, “sanayideki bel çeken adam” dan fayda görebiliyor. Çünkü onlar gerçekten bel fıtığı hastaları değil. Bunları size gelecek haftalar da anlatmaya çalışacağım. Bel fıtığı ile ilgili genel bilgiler hakkında Manisa Devlet Hastanesi, Nöroşirürji (Beyin Cerrahisi) uzmanı Dr.Ercan Çakır ile görüştüm. Kendisi bize değerli bilgiler verdi. Daha çok tedavi ile ilgili kısımlar ise Prof.Dr.Mehmet Selçuki hocam ile görüştüm. Her iki meslektaşıma da çok teşekkür ediyorum. Konu çok önemli olduğu için haftaya da tedavisine ve fizik tedavi konusunda neler yapılabileceğine devam edeceğim.
Hafta sonu sayın İl Sağlık müdürümüz Dr.Ziya Tay, Manisa Aile Hekimleri Derneği başkanımız ve değerli meslektaşım Dr.Tayfun Çiğdem ile birlikte Antalya’da “Ulusal Aile Hekimleri Kongresi”ndeydim. Manisamızı en güzel şekilde temsil ettik. Hatta Denizli’li meslektaşlarımız “Manisalılara özeniyorum, sağlık müdürü ve üniversitesiyle, aile hekimlerinin yanında durduklarını görmek çok keyifli” dedi.
Manisaspor konusunda konuşmak istemiyorum. Şımarmak her zaman tehlikelidir. İstikrar önemlidir.
Sağlıkta Gündem’i okuyun sağlıklı yaşayın.

Manisa Devlet Hastanesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Dr.Ercan Çakır: BEL FITIĞI

Bel fıtığı nedir?
Hemen hemen her insan hayatının bir bölümünde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonlarını kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır. Bel fıtığı, omurların arasındaki disk dediğimiz yumuşak kıkırdak kıvamındaki yapının taşmasına bağlı omurilik veya sinir köklerine bası yapmasıdır.

Halk arasında kullanılan bel kayması, bel ağrısı gibi terimlerin hepsi aynı hastalık mı?
Halk arasında tüm bel ağrıları bel fıtığı olarak değerlendirilir. Oysaki her yüz bel ağrısının 3-5 i gerçek bel fıtığıdır. Bel ağrısının en sık nedeni belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır.

Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
Bel fıtığının; bel ağrısı, sağ veya sol kalçada bıçak batması tarzı ağrı sağ veya sol bacağa yayılan ağrı, karıncalanma, his azlığı, ayağın yukarı aşağı hareketlerinde kuvvet azlığı veya tam kuvvet kaybı gibi belirtileri vardır.

Hangi belirtiler bel fıtığı ile karışır?
Bel adale ağrıları, fasya yırtıkları, ligaman dejenerasyonları da belde künt ağrılar oluşturduğundan bel fıtıkları ile karışır. Halk arasında bel kayması diye nitelenen listezis dediğimiz rahatsızlıkta benzer bulgular verir . Kesin tanı radyolojik tetkiklerle konulur.
Duruş bozuklukları ve yumuşak dokudaki zorlanmalar, kireçlenmeler, kanserler, iltihabi ve mikrobik hastalıklar, kemik hastalıkları ve kırıklar da bel fıtığı ile karışabilirler.

Bel fıtığı kimlerde görülür?
Bel fıtığı genel olarak ağır işlerde çalışan işçi sınıflarında daha çok görülür. Risk faktörlerini 3 gruba ayırabiliriz: işle ilgili, kişisel ve psikolojik nedenler.
İşle ilgili olanlar; ağır fiziksel aktivite ile çalışmak, uzun süre aynı pozisyonda çalışmak, öne eğilerek çalışmak, kalçalar sabitken beli gövdeyi döndürmek, ağır kaldırmak veya taşımak, tekrarlamalı iş titreşime maruz kalmaktır.
Kondisyon azlığı, sırt bel kaslarının güçsüzlüğü, şişmanlık, sigara içmek ise kişisel faktörlerdir.
Psikolojik faktörler de iş memnuniyetsizliği, monoton iş, aile ve iş hayatındaki sorunlar diyebiliriz.

Bel fıtığı teşhisi nasıl konur?Bel fıtığı teşhisi yukarıdaki bulguları mevcut hastalarda; düz bel grafisi ile yine lomber dediğimiz bel bölgesine çekilen bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans tetkikleri sonrası net olarak konulur.

Hamilelikte bel fıtığı nasıl değerlendirilmeli?
Hamilelikte bel fıtığı tesbit edilen hastalar zorunlu olmadıkça gebelik süresince konservatif yani koruyucu yöntemlerle takip edilmelidir.

Bel fıtığı olanlar hamile kalmadan önce nelere dikkat etmeli?
Bel fıtığı olan kadınlar hamile kalmadan önce mutlaka bir uzmana muayene olmalıdırlar. Eğer fıtık konservatif yöntemlerle giderilemeyecek seviyede ise hamile kalmadan önce ameliyat olmalarını öneririm. Koruyucu yöntemlerle düzelebilecek olan hastalarda ise karar doktorla birlikte alınmalıdır.

CBÜ Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof.Dr.Mehmet Selçuki: Her bel ağrısı "BEL FITIĞI" değildir!

Bel fıtığı başlangıç aşamasında ise nasıl bir tedavi tercih edilir?
Bel fıtığının başlangıç aşaması diye bir aşama yoktur. Esas olarak fıtık, vücutta kendine ait bölgeyi terk ederek bir başka organa ait bölgeye tecavüz eden organa verilen addır. Bu ad bazen organ ismi ile bazen de fıtığın olduğu yer ile ilgili olarak anılır. Örneğin mide diyaframı açıp göğüs boşluğuna çıksa, buna mide fıtığı denir ve tamir edilir. Buna karşılık barsaklar içinde bulundukları torbayı yırtarak cilt atına çıksalar, bu kez bu duruma barsak fıtığı değil yeri itibarı ile kasık fıtığı adı verilmektedir. Buradan yola çıkarak bel fıtığını tanımlayacak olursak, omurlar arasındaki kıkırdak dokunun çevresindeki kılıfı yırtarak omuriliğin bulunduğu yere doğru çıkması olarak tarif edilebilir. Bu durum, tıbbi olarak “omurlar arası kıkırdak fıtığı” şeklinde adlandırılırsa da, herhalde daha kolay olduğu için olsa gerek, beldeyse “bel”, boyundaysa “boyun” fıtığı olarak ad verilmektedir.
Başlangıç konusuna gelince; bu durum esas olarak omurlar arasındaki kıkırdağın zedelenmesi ile başlar. Ağır kaldırma, beli zorlama gibi hareketler bu kıkırdakların zedelenmesine neden olmaktadır. Ancak bu durumda bel fıtığı söz konusu değildir, zira omurlar arasındaki kıkırdak içinde bulunduğu kılıfı yırtarak dışarıya çıkmamış, sadece bulunduğu yerde zedelenmiştir. Gerçi bu durum bel fıtığına giden yolun başıdır, ama, gerçek bir fıtıklaşma olmadığı için “bel fıtığı başlangıcı” şeklindeki bir tanımlama doğru olmaz. Bu duruma “omurlar arası kıkırdak zedelenmesi” demek daha doğru olur.

Öyleyse her bel fıtığı denilen kişide, gerçek yani tıbbi anlamda “bel fıtığı” yok mu?
Evet tam da anlatmak istediğim buydu. Buradaki en büyük talihsizlik, omurlar arası kıkırdak zedelenmesi durumunda da, bazen, aynı bel fıtığı gibi bulgular ortaya çıkabilmesidir. Bu durum, gerçek bir fıtıklaşma olmadığı için zaman içinde sakinleşir ve bir süre sonra ağrı ve yakınmalar geçer.
İşte tam bu sırada yapılacak olan, tıbbın tam olarak kabul etmediği bazı uygulamalar, bilinçsiz kişilerin yapacağı bel çekme, alabalık sarma, kuzu postuna sarınma gibi girişimler sonucu, zaten bir zaman sonra düzelecek olan hastanın düzelmesi ile bu girişimlerin bel fıtığının tedavisinde yeri olduğu yanlış düşüncesinin yerleşmesine neden olmuştur. Bu düşünce, bu gibi girişimlerin, bel fıtığının adeta ameliyatsız tedavisi gibi algılamasına neden olmaktadır.

Aslında tıp dışı tedavi uygulatan kişiler bekleseler de zaten şikayetleri geçecek…
Evet. Her ne kadar zedelenen kıkırdağın bir süre sonra ağrısı geçse ve hasta kendisini iyi hissetmeye başlasa da, bu kıkırdak yavaş yavaş kurumaya ve sertleşmeye başlar. Bu sertleşme, omurlar arası kıkırdağın içinde bulunduğu kılıfın bir yerini daha fazla zorlamasına ve günün birinde kıkırdağın kılıf dışına çıkarak fıtık oluşturmasına neden olur. Yani, omurlar arası kıkırdak zedelendikten sonra neredeyse 15 yıl fıtık oluşturmak için hazırlanır, belindeki ağrıyı unutarak belini zorlayan kişide de bu durum 15 saniyede fıtık halinde dönüşür. Bu aşamadan sonra cerrahi girişim, eğer hastanın muayenesinde felç riski var ise kaçınılmazdır. Yukarıda sözünü ettiğim gibi tıbbi tedavi dışı girişimler, bel fıtığını ameliyatsız tedavi ettiği sanılan uygulamalar gerçek fıtık hastalarına uygulanır ise o zaman geriye dönülmesi mümkün olmayan omurilik yaralanmaları oluşur ki bunun tedavisi neredeyse imkansızdır.
Başlangıç aşaması diyebileceğimiz bu durumda, hekimin yazacağı bazı ilaçlarla birlikte, kısa da olsa bir süre dinlenmek yararlı olmaktadır. Burada önemli olan püf nokta, kıkırdak zedelenmesinin bir defa başlaması halinde, zedelenmenin geri dönmeyeceğinin ve zaman içinde daha da ilerleyeceğinin bilinmesi ve hastanın rahatlaması ile birlikte bel fıtığı ya da kıkırdak zedelenmesi rahatsızlığında “artık” kurtulduğunu düşünmemesidir. Yoksa ağrılar tabii ki geçer ve hasta, hasta olduğu günleri hiç hatırlamamacasına düzelir ve rahatlar.


Bel fıtığı nasıl tedavi edilir?
Aslında “bel fıtığının” tedavisi yoktur. Bu cümle biraz itici gibi görünürse de, şimdi açıklayacağım nedenlerle bel fıtığının tedavisinin olmadığı anlaşılacaktır. Biz hekimler, bir hastalığın tedavisinden, o hastalığın yok edilmesi ve tamamen ortadan kaldırılmasını anlarız. Halbuki, bel fıtığı cerrahisinde, fıtık yapmış olan kıkırdak parçasının içeriye itilmesi ve kıkırdak kılıfının dikilerek tamir edilmesi gibi bir işlem söz konusu değildir. Kılıfının dışına taşarak sinir kökünü sıkıştırmış olan kıkırdak parçasının oradan alınması ve sinir kökünün ya da sıkışık olan sinir dokusunun rahatlatılması bel fıtığı cerrahisinde yapılan işlemdir. Tüm vücudu bir makine ve beldeki arızalı yeri de bu makinanın arızalı parçası olarak kabul edersek, biz bel fıtığı cerrahisinde bozuk olan bu parçayı tamir etmek ya da yenisi ile değiştirmek gibi bir işlem yapmamakta, sinir dokusunu rahatlatarak söz konusu olabilecek bir felç durumuna mani olmaya çalışmaktayız.

Bel fıtığı tedavisinde ameliyat ne zaman şart olur?
Bel fıtığı olması halinde, sinir dokusunun sıkışıklığı, sıkışık olan sinirin görevlerini yapmasına mani olmaya başlamış ise cerrahi girişim yapmak gereklidir. Aslında cerrahi girişim en son çare olarak düşündüğümüz bir yoldur. Yapılan istatistikler, hayat kalitesi, işini yapabilme durumu gibi ölçütler göz önüne alındığında, ameliyat olan ya da olmayan hastaların 5 yıl sonra aynı çizgide buluştuklarını göstermektedir. Bu sonuca göre, sinir dokusundaki sıkışıklığın felce neden olma olasılığı ya da dayanılmaz ağrı durumunda cerrahi girişim yapmak uygun olur.

Bel fıtığı ameliyatında hangi yöntemler kullanılır?
Bel fıtığı ameliyatların halk arasında yaygın olarak bilinen açık ve kapalı diye tanımlanan yöntemleri vardır. Genel olarak bakıldığında, bel fıtığı nedeni ile sorun yaşayan hastaların %10 u cerrahi girişime aday hastadır. Bu hastaların da yine % 10 u, yani yüz hastadan sadece bir tanesi kapalı olarak tanımlanan cerrahi girişimden yarar görmesi beklenen hasta olmaktadır.
Kapalı olarak yapılan ameliyatlar, belden özel bir iğne ile girilerek omurlar arasındaki kıkırdağın lazer ya da radyofrekans enerjisi ile ısıtılarak “büzüştürülmesi” esasına dayanmaktadır. Kıkırdak kenidisini çekince, çevreye yaptığı bası azalmakta ve hastanın yakınmaları düzelmektedir. Ancak bu yöntem, etrafındaki kılıfı yırtmadan çevreye bası yapan, onurlar arası kıkırdak zedelenmesi durumunda ağrısı olan hastalar için geçerlidir. Bu nedenle de hasta seçimi çok iyi yapmak gerekir. Yukarıda da belirttiğim gibi cerrahi girişim gerekli olan hastalar arasında % 1 gibi bir sayıdaki hastaya bu sistem yararlı olmaktadır. Kliniğimizde de bu yöntemle de cerrahi girişim yapılmakta ve uygun olan hastalara uygulanmaktadır.
Yaygın olarak yapılan cerrahi girişim, açık cerrahi olarak tanımlanan, ancak cerrahi mikroskop yardımı ile yapıldığından “mikrocerrahi” olarak nitelenen yöntemdir. Önerdiğimiz, sağlıklı ve uygun olanın bu olduğunu düşündüğümüz bir yöntem olarak kliniğimizde kullanılmaktadır. Bu arada bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek gereği vardır. Cilt dikişleri cildin içinden geçen, daha sonra alınmasına gerek olmayan ve kendi kendisine eriyen bir dikiş malzemesi kullanılarak yapılan dikişlerdir. Bu nedenle dışarında dikiş görülmemektedir. Ancak dışarıdan dikiş görülmemesi, bu ameliyatların ne kapalı yapıldığı ne de lazerle cildin kapatıldığı anlamına tabii ki gelmez.