Sayfalar

4 Mayıs 2010 Salı

Manisa Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr.Fehmi Anıl: Katarakt Nedenleri

Katarakt kimlerde en sık görülüyor?
Katarakt genelde bir yaşlılık hastalığı olarak bilinir. Kataraktlı hastaların % 90’ından fazlası 60 yaşın üzerindedir. Daha az oranda olmak üzere her yaş grubunda görülebilir.

Katarakt nasıl oluşuyor?
Katarakt, oluşum nedenlerine ve yaşa göre 4 grupta incelenir:
1.Yaşa bağlı katarakt: Katarakt en sık yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Bilinen bir sebebi olmamakla birlikte beslenme, ultraviole ışınları, sigara ve çeşitli çevresel etkenler gibi risk faktörleri oluşumda rol oynayabilir.
2.Doğumsal katarakt: Bebekler ve çocuklarda görülen kataraktlardır. Gebelikte ilaç kullanımı, annenin gebelikte geçirdiği hastalıklar, akraba evliliği ve metabolik hastalıklar sebep olabilir.
3.İkincil katarakt: Her yaşta görülebilir. Şeker hastalığı, hipertansiyon, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalıklarda; glokom, üveit gibi göz hastalıklarında ortaya çıkabilirler. Ayrıca kortizon gibi bazı ilaçların uzun süreli kullanılması katarakta yol açabilir.
4.Travmatik katarakt: Her yaşta görülebilir. Göze gelen künt darbeler veya delici yaralanmalar katarakta neden olabilirler.

Kataraktın tedavisi nedir?
Kataraktın tedavisi cerrahidir. Cerrahi dışında tedavi yöntemi yoktur. Kataraktı durduran veya gerileten bir ilaç halen bulunamamıştır. Gözlüğün kataraktın gelişiminde ve ilerlemesinde bir etkisi yoktur.

Kimlere tedavi gerekir?
Kataraktı belirli bir seviyeye gelmiş, görme fonksiyonu etkilenmiş ve bozulmuş kişilere tedavi gerekir.

Her Katarakt Tespit Edilen Kişiye Ameliyat Gerekir mi? Ne zaman ameliyat gereklidir?
Bebekler ve çocuklarda görülen kataraktların teşhis edildiğinde en kısa zamanda ameliyat edilmesi gereklidir. Bunun dışındaki kataraktlar ise günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlamaya neden olduğunda cerrahi tedavi düşünülmelidir. Gazete okumak, araba sürmek, televizyon seyretmek gibi işlerin katarakta bağlı görme kaybı nedeniyle istenildiği gibi yapılamadığı durumda kataraktın tedavisinin düşünülmesi gerekir. Katarakt ameliyatı acil bir ameliyat değildir. Muayene sonucunda göz doktoru ve hasta konuşarak ameliyat zamanı planlanabilir.
Ancak göz tansiyonuna neden olan bir katarakt veya şeker hastalarında lazer tedavisini engelleyen bir katarakt ileri derecede görme şikayeti yapmasa da alınmalıdır.

Katarakt Ameliyatı Yapılmazsa veya Çok Gecikilirse Ne Olur?
Eskiden ameliyat için kataraktın olgunlaşması beklenirdi. Günümüzde bu geçerli değildir. Kataraktın olgunlaşmasından önceki dönemde ameliyatı daha kolay ve iyileşme daha çabuk olur. Tedavinin gecikmesi kataraktın daha da sertleşmesine neden olur. Bu durumda ameliyat daha zor ve problemli olabilir.
Ayrıca ameliyatın gecikmesi veya hiç ameliyat edilmemesi durumunda katarakt gözde tansiyon artışı yani glokom ve göz içi iltihabı yani üveit gibi göz hastalıklarına yol açabilir.

Merkez Efendi Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr.Bilge Müezzinoğlu: FAKO-Lazerli göz ameliyatı

FAKO ameliyatının özelliklerini anlatabilir misiniz?
“Fako” tekniği halkımız arasında genellikle “lazerle katarakt ameliyatı” veya “dikişsiz katarakt ameliyatı” olarak biliniyor. Bu teknikte dikiş olmadığı için ameliyat sonrası iyileşme daha hızlı ve astigmatizma en düşük düzeydedir. Dikiş yoktur çünkü tüm ameliyat sadece 2-3 mm genişliğindeki kesiden yapılır. Katarakt, yani kesifleşmiş, saydamlığını yitirmiş göz merceği ultrason dalgaları veren bir cihaz ile küçük parçalara bölünür ve emilerek vücut dışına alınır. Yerinde bırakılan arka kapsül üzerine katlanabilir göz içi lensi yerleştirilir. Bu ameliyatta kullanılan mercekler de dikişli katarakt ameliyatında kullanılan merceklerden farklıdır. Hangi teknikle olursa olsun katarakt ameliyatından sonra eğer hasta uzağı gözlüksüz tam görecek şekilde ayarlanmışsa, yakını gözlüksüz göremeyecektir. Fako ameliyatından sonra kişiye uygun yakın gözlüğü genellikle 3. hafta civarında verilebilir.

Bu ameliyat sırasında kişi ağrı duyar mı?
Katarakt ameliyatı genel, lokal (yerel uyuşturma) veya topikal anestezi (damla ile uyuşturma) ile yapılabilir. Çocuklarda, kulağı iyi duymayanlarda, çok endişeli- heyecanlı kişilerde genel anestezi tercih edilir. Diğer durumlarda lokal anestezi yani iğne ile göz çevresine ağrı hissini giderici ilaç enjekte edilmesi tercih edilir. Fako ameliyat tekniğinde eğer hastamız uyumlu ve sakin ise lokal anesteziye de gerek yoktur. Göz damla ile uyuşturularak ameliyat yapılabilir.

Ameliyat Ne Kadar Sürüyor?
Ameliyat süresi fako tekniğinde genelde 15-30 dakika civarındadır. Ancak çok beklemiş ve sertleşmiş kataraktlar, travma sonucu oluşmuş kataraktlar, gözbebeği yeterince genişlemeyen gözler gibi durumlarda süre biraz daha uzayabilir.

Ameliyat Sonrası Bakım Nasıldır?
Hastaya katarakt ameliyatı olması gerektiği söylendiğinde, genelde bakım için kimin bulunacağına dair bir endişe oluyor. Ancak bilinenin aksine katarakt ameliyatından sonra hiçbir yardımcıya gerek yoktur. Damla ile anestezi yapıldığı için hasta ameliyattan hemen sonra bile özel bir bakıma ihtiyaç duymaz. Tek yapılması gereken damlaların saatinde damlatılmasıdır ve kişi bunu kendisi kolaylıkla yapabilir.
Ameliyat sonrası bakım hekimler arasında farklılık gösterebilmektedir. 1 gün kalmayı öneren hekimler olduğu gibi aynı gün taburcu edilmesi de söz konusu olabilir. Eğer aynı gün taburcu olunduysa ameliyat sonrası birinci günde hekime mutlaka kontrole gelmek gereklidir. Ben hastalarıma ameliyat sonrası erken dönemde kesi yerini dış darbelerden korumak amacıyla, önceleri hem gece hem gündüz, sonraları da sadece geceleri olmak üzere koruyucu bir göz şildi (kalkan) kullanmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca ameliyattan sonraki erken dönemlerde fazla eğilmemeleri, yorucu egzersiz yapmamaları, gözlerini ovuşturmamaları, kabız kalmamaları ve aşırı öksürmemeleri de önemlidir. Banyo genellikle 1. haftada göze su ve sabun kaçırılmadan rahatlıkla yapılabilir.

Katarakt ameliyatı sonrasında kontroller ne sıklıkta yapılıyor?
Ameliyat sonrası dönemde hekimin önereceği antibiyotikli ve kortizonlu göz damlaları iki-üç hafta, bazen daha da uzun süreyle kullanılır. Hekimler arasında ufak tefek uygulama farkları olabilmekle beraber, ameliyat sonrasında hastalarımızı genellikle 1. gün, 1. hafta ve 1. ayda kontrole çağırmaktayız. Bu kontroller hem ameliyata bağlı olabilecek problemleri erken teşhis etme, hem de gerekiyorsa nihai gözlüğün verilmesi için gereklidir.

Ameliyat sonrası her hasta iyi görebiliyor mu?
Katarakt ameliyat sonrası görmeyi etkileyen çeşitli durumlar vardır. Örneğin katarakt olan gözde ambliyopi (göz tembelliği; çocukluktan bu yana az görme), göz tansiyonuna bağlı göz sinirinde ve kataraktın arkasında görme merkezinde hasar varsa katarakt ameliyatı kusursuz bir şekilde yapılsa bile görme açısından fayda sağlamayabilir. Bu nedenle ameliyat kararı verilmeden önceki muayene çok önemlidir. Katarakt dışında hiçbir hastalığı olmayan bir gözün, ameliyatı da iyi yapılmış ise evet iyi görmemesi için hiçbir sebep yoktur.
Ancak hastalar tarafından zaman zaman yanlış anlaşılan bir durum da ameliyattan sonraki yakını görememe durumudur. Katarakt, başlangıç aşamasında yakını gözlüksüz göremeyen hastalarda bazen yakını gözlüksüz olarak görebilmelerini sağlar. Ancak bu yalancı bir iyileşmedir. Çünkü bu aşamada aslında uzağı görme azalıyordur, zaten bir süre sonra da hasta yakını gözlükle dahi görememeye başlayacaktır. İşte bu yalancı iyileşme döneminde hasta katarakt ameliyatı olduğunda, ameliyattan sonra hasta yakını göremez ve bu durumu ameliyatın kötü gittiğine yorar. Böyle bir şey söz konusu değildir. Katarakt ameliyat olan herkes, uzağı tam görecek şekilde mercek numarası ayarlanmışsa, yakını gözlüksüz göremeyecektir. Ameliyattan sonra yakını gözlüksüz görebilenler aslında uzağı gözlükle çok daha iyi görebilecektir.

28 Nisan 2010 Çarşamba

28 Nisan 2010 tarihli Sağlıkta Gündem: İLİK NAKLİ

EDİTORYAL: Kemik İliği Nakli

Sevgili Manisalı hemşerilerim,
Bu hafta sizlerden gelen istek üzerine “kemik iliği nakli” hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Genel yayın yönetmenimiz sevgili Nihat Akyol aracılığıyla bu konuda bilgi almak isteyen okuyucularımız bana mesaj göndermiş. Aslında sağlık alanında hemen her konuda direkt olarak beni veya gazetemizi arayabilir veya sayfadaki internet adreslerime mesaj atabilirsiniz. Ayrıca internet ile aşina olan okuyucularımız eski yeni tüm “Sağlıkta Gündem” yazılarına kişisel blog/yayın sayfam olan www.sagliktagundem.blogspot.com adresinden de ulaşabilir.
Kemiklerin içinde bulunan “ilik”, kanımızdaki alyuvar, akyuvar gibi tüm hücreleri üreten fabrikalardır. Enfeksiyon, kanser, ışın tedavisi veya kansere bağlı kemoterapi gibi nedenlerle bozulabiliyor. Bunun sonucunda da iliklerimiz kan hücrelerini üretemiyor. Bildiğiniz gibi akyuvarlar mikroplara veya hasarlı bozuk hücrelere karşı en önemli savunmayı yaparlar. Alyuvarlar da her hücrenin temel gereksinimi olan oksijeni taşırlar. Bunların dışında da trombosit denilen kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler vardır. Bir yerimiz kanadığında oranın pıhtılaşarak kanamanın durmasını sağlarlar.
Kemik iliği nakli genellikle, lösemi gibi bir kan hücresi kanseri olan kişinin kanındaki kanser hücrelerini yok etmek için uygulanan, yoğun dozda kemoterapi veya radyasyon (ışın) tedavisinden sonra gerçekleştirilir. Kemik iliği naklinde temel prensip, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana-kök hücrelerin sağlam bireylerden (verici-donör) alınarak lösemi hastasına verilmesidir. Böylece normal kan yapımı sağlanmış olur.
Kemik iliği naklinde verilecek kök hücreler tedavi öncesi kişinin kendi kanından alınıp saklanarak yeniden kendisine verilir veya yakın akrabalarından alınıp verilebilmektedir. Buna uygun olmayan durumlarda da başka kişilerden veya verici bankasından alınan kök hücrelerde verilebilmektedir. İlik alınması ameliyathane koşullarında genel anestezi altında uyutularak yapılır. Özel iğneler kullanılarak kemik içine girilerek ilik enjektörlere çekilir. Belirli miktarda alınan ana-kök hücreler özel torbalarda, filtre edilerek bekletilmeden lösemi hastasına damar yoluyla verilir. Ana-kök hücrelerin çok çok az bir kısmı alındığından verici-donör için yapılan işlemin hiçbir sakıncası yoktur. Ancak bu sırada alıcı için ek bazı tedaviler verilebilmektedir. Bu gibi durumlarda dikkat edilmesi gereken konuları sizler için kırmızı sütunumuzda yazdım. Konu ile ilgili merak ettiğiniz soruları da üniversite hastanesi Çocuk Hastalıkları bölümü “hematoloji-kan hastalıkları” uzmanımız Doç.Dr.Hüseyin Gülen yanıtladı.
Maalesef şehrimizde nakil ünitesi yok. İzmir’de de Ege üniversitesinde mevcut. Sanırım burada ilik nakli gerektiği belirlendikten sonra randevu ve sıra işlemleri için kendi doktorunuz sizlere yardımcı olacaktır. Kendi başınıza gidilerek başvurulacak bir durum değil. Umarım kimsenin ve hiç bir çocuğumuzun buna ihtiyacı olmaz. Olmaması için de yapmamız gereken şeyleri her hafta yazıyorum. Sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme; hem ruhi hem de maddesel olarak… Hazır, paketteki, boya içeren, bir sürü koruyucu içeren gıdalardan çocuklarımızı ve en azından hamilelik döneminde anneleri uzak tutmalıyız.
Buradan yöneticilere ve anne babalara sesleniyorum: Okul kantinlerinde satılanları denetleyiniz!
Son olarak ligde kalmayı başaran Manisasporumuzu kutluyorum. Gelecek yıl daha üstlerde, hatta liderliğe oynayan bir takıma sahip olmak istiyorum.
Sağlıkta Gündem’i okuyun sağlıklı olun.

Celal Bayar Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Uzmanı Doç.Dr.Hüseyin GÜLEN "ilik nakli" hakkında sorularımızı yanıtladı.

Kemik iliği nakli nedir?
Kemik iliği bilindiği gibi kanımızda bulunan bütün hücrelerin üretildiği, olgunlaştığı ve daha sonra kan dolaşımına salındığı kemiğin içinde bulunan dokudur. Kemik iliği de aslında görünüş olarak kana benzeyen ancak kandan daha koyu kıvamda ve kana göre içinde kat kat daha fazla hücre içeren kırmızı bir sıvıdır. Kemik iliği doğumdan itibaren tüm kemiklerin içinde bulunmasına rağmen, yaşlanmayla birlikte sadece yassı kemikler olarak bilinen omurga, göğüs kafesi kemikleri ve leğen kemiği gibi kemiklerin içinde bulunmaktadır. Kemik iliği naklinde; bu kemikler içine kalın iğnelerle girilerek sıvı şekildeki ilik toplanmakta ve daha sonra hastanın damarından aynı kan verir gibi verilmektedir. Bu işleme kemik iliği nakli denilmektedir. İçinde milyarlarca kök hücre dediğimiz kan yapıcı hücre içeren bu ilik hastaya verildikten hemen sonra kan yoluyla hastanın kendi kemiklerinin içine doğru yol alarak oraya yerleşmekte ve kısa sürede yeni yerinde kan yapımına başlamaktadır.

Hangi hastalıklarda uygulanıyor?
Kemik iliği nakli öncelikle kemik iliği kökenli kanserler dediğimiz lösemilerin tedavisinde kullanılmış ve hayat kurtarıcı alternatif bir tedavi olmuştur. Daha sonraları kemik iliği dışı bazı kanserlerde yüksek doz kemoterapi uygulamaları sonucu ortadan kalkan kemik iliğini yenilemek amaçlı uygulamalar başlamıştır. Bunun dışında kanser olmayıp kan yapımının bozulduğu kemik iliği yetmezliği sendromlarında kullanılmaktadır. Ayrıca bağışıklık sisteminin doğuştan eksik olduğu hastalıkların tedavisinde, bazı kalıtsal kan hastalıklarının örneğin Akdeniz Anemisinin tedavisinde ve çok ağır bazı romatizmal hastalıkların tedavisinde de kullanılabilmektedir.

Kemik iliği nasıl alınıyor?
Kemik iliği birçok kemikte ve belli miktarlarda bulunduğu için kalın iğnelerle birçok kemiğe girmek ve buralardan ilik toplanması gereklidir. Elbette ağrılı bir işlem olduğundan ve steril koşullar olması gerektiğinden, ameliyathanede genel anestezi uygulaması sonrası vericiden ilik alınmaktadır.

Kimler kemik iliği verebilir?
Sağlıklı, bulaşıcı hastalığı olmayan ve doğal olarak kemik iliği daha canlı ve çok hücre içeren daha genç kişilerin (özellikle 50 yaşın altı) hepsi kemik iliği verebilir.

Başarılı bir tedavi mi?
Çok başarılı bir tedavi yöntemi olmasına karşın uygun iliğin bulunması ve uygulama sonrasındaki takip süreci çok ağır ve uzun sürmektedir. Uygulama sonrası ilk 3 ay içinde hastaların %10 kadarı erken yan etkiler nedeniyle kaybedilmektedir. En iyi şartlarda lösemilerin bazı tiplerinde, kalıtsal bazı kan hastalıklarında başarı oranı % 90 ve üstüne çıkabilmektedir. Ancak bu başarıyı etkileyen çok faktör vardır. Hastalığın tipi, evresi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, alıcı ve verici arasındaki doku gruplarının benzerliği başarıyı etkileyen en önemli faktörlerdir.

Kemik iliği verenlerde yan etkisi var mı?
Genellikle ilik alınan yerlerde birkaç gün süren hafif ağrı dışında ilik vermenin ciddi bir yan etkisi yoktur. Ancak ilik verdikten sonra birkaç gün istirahat etmek, yoğun beden aktivitesi yapmamak tavsiye edilir. Bağışçının verdiği ilik hücreleri çok kısa sürede tamamen kendini yenilemekte ve bağışçıda hiçbir eksiklik durumu söz konusu olmamaktadır. Bu nedenle Kemik iliği vermiş olan bağışçı aynen kan bağışında olduğu gibi tekrar kemik iliği verebilmektedir.

Nakil için merkeze gidecek hastalara önerileriniz?
Kök hücre nakil merkezleri hastaları iki şekilde kabul etmektedir. Birincisi kök hücre merkezi kendi kurumu bünyesinde takip ettiği ve kök hücre tedavisi gereken hastaları nakil listesine alarak gerekli hazırlıklarını yapmaktadır. İkincisi ise farklı bir kurumda tedavi görüp kök hücre nakli gereken hastaların gerekli ön hazırlıkları kendi kurumlarında yapılarak ilgili hekim tarafından kök hücre nakil konseyine sunulmakta ve sonrasında kök hücre nakli kararı alınan hastalar merkeze yönlendirilmektedir. Nakil merkezlerinin sayıca azlığı, eleman eksikliği, hasta yoğunluğu ve diğer nedenlerden dolayı nakil gereken hastaların aciliyet durumları konseyde belirlenerek sıralama yapılmaktadır.

Nakil/tedavi süresi nedir?
Nakil yapılan hastanın durumuna göre hasta yaklaşık 1-2 ay kadar özel nakil odalarında izlenmektedir. Bu süre zarfında Kan ve kan ürünleri ihtiyacı çok yoğun bir şekilde gerekli olmaktadır. Hastalar nakil sonrası bu erken dönemde her türlü enfeksiyona karşı çok hassastır.

Tedavi sırasında hastaların dikkat edecekleri noktalar neler?
Doktorlarının tedavi ve yan etkiler açısından yaptıkları uyarıları çok dikkatli bir şekilde dinlemeli ve gereken işbirliğini göstermelidirler. Yeme içme alışkanlıklarını bu tedavi süresince değiştirmeleri gereklidir. Beklemiş, konserve edilmiş gıda tüketiminden kaçınılmalıdır. Sucuk, salam, sosis, pastırma, kuruyemiş çeşitleri vb. gibi içerisinde mikroorganizma bulunabilecek gıdalardan uzak durulmalıdır. Çiğ gıda tüketiminden kaçınılmalıdır. Sebze, et yemekleri iyi pişmiş ve günlük hazırlanmalıdır. Meyve kabukları soyularak tüketilmelidir.

Ev temizliği gerekli mi? Evet ise nasıl bir temizlik öneriyorsunuz?
Nakil sonrası eve gönderilen hastaların kan düzeyleri yükselmiş olmasına karşın kullandıkları ilaçlar nedeniyle bağışıklık sisteminin baskılanması hala yoğun bir şekilde sürmektedir. Bağışıklık sisteminin tamamen normale dönmesi iki yılı bulmaktadır. Bu nedenle evde mümkünse hastanın havadar, güneş gören, rutubetsiz ayrı bir odada kalması sağlanmalıdır. Odada mümkün olduğunca az eşya bulundurulmalı, toz tutacak halı, kilim vb. eşyaları en aza indirmelidir. Temizlik yaparken hasta başka bir odaya alınmalı, oda temizliği mutlaka toz kaldırmadan vakumlu süpürgelerle yapılmalı, yüzey temizliği de yapıldıktan sonra oda havalandırılmalıdır. Ayrı bir dezenfeksiyon işlemine gerek yoktur.

Enfeksiyon açısından hastalara önerileriniz?
Hastaların bağışıklık sistemlerinin iki yıl süreyle zayıf olduğunu belirtmiştim. Bu zayıflık ilk 6 ay süresince en belirgindir ve bu dönem nakil yapılan hastalar için özellikle enfeksiyon açısından son derece risklidir. Riskleri en aza indirmenin çeşitli yolları vardır. Birincisi doktorunuzun size tavsiye ettiği günlük alınması gerekli bazı antimikrobik ilaçlar vardır. Bunları doktorunuzun tavsiye ettiği doz ve süre boyunca uygulamanız gereklidir. Bunun dışında kişisel olarak almamız gereken çok basit tedbirler vardır. Yukarıda bahsettiğimiz beslenme önerilerine uymanız gereklidir. İnsan vücudun mikroorganizmalar en sık solunum ve beslenme sisteminden girmektedir. Bu nedenle her beslenme öncesi eller sabunlu suyla iyi bir şekilde temizlenmeli, beslenme sonrası da yumuşak bir fırçayla mutlaka dişlerimizi fırçalamamız gereklidir. Kalabalık ve hasta kimselerin bulunduğu ortamlardan uzak durmalı ve maske takmalıyız. Bu tür ortamlarda maske takılması faydalı olabilir. Hasta ziyaretini abartılı yapan bir toplum olduğumuzdan bu konuya özellikle dikkat etmemiz gereklidir. Mümkün olduğunca az sayıda ve hasta ile yakın temasta bulunmadan (sarılmak, öpüşmek vb.) ziyaret yapılmasını sağlamalıyız.

Ne tür şikayetlerde hemen doktora/nakil merkezine haber verilmeli?
Kök hücre naklinin erken dönemde görülen en önemli yan etkisi enfeksiyondur. Bu nedenle en ufak bir belirtiyi dahi doktorumuza bildirmemiz gereklidir. Enfeksiyonlara geç müdahale edilmesi hastanın hayatını tehlikeye sokar. Enfeksiyonlar dışında başka yan etkiler de olabilir. Hastanın her zamanki halinden farklı bir şey hissetmesi, bir yakınmasının ortaya çıkması örneğin basit bir kaşıntı veya döküntü dahi mutlaka doktoruna bildirilmelidir.