Sayfalar

3 Mart 2010 Çarşamba

Celal Bayar Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Doç.Dr.Artuner Deveci editörümüzün sorularını yanıtlıyor

Alkol Bağımlılığı nedir?
İnsan beyninde bazı kimyasal değişikliklere bağlı olarak kişinin kontrolsüz ve mecburi olarak alkol kullanmasına yol açan bir beyin hastalığıdır. Alkol bağımlısı hastayı örneğin tansiyon yüksekliği olan hasta gibi düşünebiliriz, nasıl tansiyon hastası tuzlu ve yağlı yiyecekler yediği zaman tansiyonu yükseliyorsa bağımlı hastada alkol aldığı zaman tıbbi, psikiyatrik ve sosyal sorunlar yaşamaya başlar.

Bağımlılık için belirlenen bir miktar var mı?
Belirli bir düzeyin üstünde kullanan kişilerde alkole bağlı bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Buna yüksek riskli alkol kullanımı diyoruz. Çeşitli içki türleri için standart içki miktarları vardır. Bir küçük kutu biranın içerdiği alkol miktarı, bir tek rakı, cin ya da viskiye ve bir kadeh şaraba eşittir. Bunların tümü “bir standart içki” olarak adlandırılmaktadır. Erkekler için haftada 21 standart içki, kadınlar için haftada 14 standart içki sınır olarak kabul edilmektedir. Eğer kişi bu sınırların üstünde alkol kullanmaya başlarsa bedensel ve ruhsal açıdan zararlar görmeye başlayabilir. Ancak bu, daha düşük dozlarda kişinin herhangi bir zarar görmeyeceği ya da daha yüksek dozlarda zararın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez.

Kontrollü içmek ile bağımlılık arasındaki fark nedir?
Aslında kontrollü içmek ve alkol bağımlılığı çok farklı durumlardır. “Alkol kullanımı konusunda kontrol kaybı” anlamındaki bağımlılık, kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır, tıpkı şeker ya da yüksek tansiyon hastalığı gibi. Kişi bağımlı olduktan sonra alkol kullanmayı bırakabilir ancak onu kontrollü olarak kullanmaya geri dönemez. Bu nedenle bağımlılık kalıcıdır, ancak kullanım durdurulabilir.

Her gün alkol alınması bağımlılık mı oluyor?
Alkol, alınan miktar ne olursa olsun haftada beş kereden sık kullanılmamalıdır. Yani haftada en az iki gün hiç alkol alınmamalı, alkol alındığında erkekler için günde 4 standart içki, kadınlar için ise 3 standart içkinin üzerine çıkılmamalıdır.

Alkol kullanımının bir kişide problem haline geldiğini ne zaman söyleyebiliriz?
Dünya Sağlık Örgütü alkol bağımlısını "uzun süre ve alışılmışın dışında alkol alan, alkole bağlı ruhsal-bedensel-toplumsal sağlığı bozulan, buna karşın durumunu değerlendiremeyen; değerlendirse bile alkol alma isteğini durduramayan, tedaviye gereksinimi olan bir hastadır" diye tanımlar. Bir başka tanımında ise; alkolün işine engel olduğunu değil de işinin alkol almasına engel olduğunu düşünmeye başlayan kişiyi alkol bağımlısı olarak görür.

Kişi aldığı alkol miktarını nasıl azaltabilir?
Bağımlının öncelikle bağımlı olduğunu yani “bağımlı olduğu alkol karşısında güçsüz olduğunu”, onu kontrollü olarak kullanamadığını kabullenerek hiç kullanmamak için gerekli tedbirleri almaya başlaması gerekir. Eğer bağımlılık henüz gelişmemişse alınacak tedbirler olabilir. Örneğin alkole bağımlı olmayanlar için kontrollü içme programı, kişinin bağımlı olmasını önlemede yararlı olabilir.

Alkolizmde fiziksel bulgular var mı?
Alkol bağımlılığı fizyolojik bir bağımlılıktır, yani beden ile ilgili bir takım değişikliklere yol açar. Alkol bağımlısı zaman içinde bedeni için gerekli ve istediği etkiyi sağlamak için zaman içinde alkol miktarını artırır, ayrıca alkolü azalttığı ya da kestiği zamanda fiziksel bazı belirti ve bulgular ortaya çıkar. Baş ağrısı, ellerde, göz kapaklarında ve dilde yaygın kaba titremeler, konuşma bozukluğu, denge bozukluğu, reflekslerde bozulma, istemsiz kas kasılmaları, sara nöbeti gibi nörolojik belirtiler; çarpıntı, terleme, tansiyon yüksekliği, göğüste sıkışma, yüzde kızarma, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, sindirim güçlükleri gibi belirtiler; uykusuzluk, korkulu düşler, sıkıntı, kaygı, öfke, gerginlik, huzursuzluk, tartışma ve kavgacılık, konsantrasyon güçlüğü, algılama bozuklukları gibi ruhsal belirti ve bulgular görülebilir.

Alkolizmin tipleri var mı?
Alkolizm, "Alkol Kötüye Kullanımı" ve "Alkol Bağımlılığı" olarak iki alt başlıkta incelenmiştir. Ayrıca miktarın artırılması ve yoksunluk belirtilerinin önemini vurgulamak için fizyolojik bağımlılığı olan ve olmayan olarak iki alt bölüme ayrılmıştır. Ayrıca geçerli olan başka bir sınıflandırma da biri geç başlangıçlı, daha hafif şiddette seyreden ve çevresel etmenlere daha duyarlı tip 1 alkolizm ve diğeri erken başlangıçlı, erkeklerde sık gözlenen, biyolojik babalarında antisosyal davranış, suç ve daha güçlü genetik yatkınlıkla ilişkili tip 2 alkolizmden oluşmaktadır.

Alkolizm kendi başına bir psikiyatrik bozukluk mu; yoksa bazı psikiyatrik hastalıklar mı alkolizme yol açıyor?
Evet, kendi başına ve oldukça sık görülen, fakat tedaviye başvuru konusunda zorlanılan bir psikiyatrik bozukluktur. Aslında tam tersine depresyon, anksiyete, panik bozukluk, diğer madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik hastalıklar alkolizm sonrası gelişmektedir. Diğer yandan çarpıcı bir durum alkol bağımlılığının yavaş yavaş uygulanan tatlı bir intihar girişimi olarak düşünülmesidir.

Eş ya da çocuğunun alkol bağımlısı olduğunu düşünenlere önerileriniz var mı?
Alkolün kişilerde yaptığı ağır ruhsal ve bedensel bozukluklar yanında; kişiler arası ilişkiler bozulmakta, aile içi sorunlar artmakta, çocuklar olumsuz yönde etkilenmektedir. İş ve trafik kazalarında, yaralama, öldürme ve intihar olaylarında, iş ve işgücü yitimlerinde alkol en önemli sorumlu durumundadır. Bu olumsuzlukları ve kayıpları göz önüne alarak alkol bağımlısının kendisini tedaviye hazırlaması, motive etmesi gerekir. Yakınları da bıkmadan usanmadan ikna çabalarını devam ettirmelidirler. Fakat hiçbir zaman hastanın yakınları hastanın haberi olmadan suyuna, çorbasına ilaç koymamalıdır. Bu yüzden çok ciddi sağlık sorunları çıkabilmektedir. Tedavinin bütünsel olması gerekiyor. Bu nedenle anne, baba, eş ve yakınlarının bilgilenmesi ve davranışlarını değiştirmesi bağımlı kişinin iyileşebilmesi için zorunludur.

Fenerbahçe ve Alkolizm

Sevgili Manisalı hemşerilerim,
Geçen hafta futbolda hüsran yaşadık. İki güzide takımımızda Avrupa kupalarından elendi. Cumartesi kalktım yağmur, yattım yağmur. Kapalı bir hava. Moraller bozuk. Ben Fenerbahçeliyim. Pazar öğleden sonra bari “büyükşehir”i yenelim de moralimiz düzelsin dedim. Öğleden sonra Ufuk Plaza’ya gittim maçı seyretmeye. Yine hüsran… Hava da moraller de iyice bozuk mu! Diyeceksiniz ki bırak alkolik olmayı insan kanser olur. Valla olur. Ama n’apalım? Benim işim hem alkolik hem de kanser olmanızı engellemek.
Bu haftada “Yeşilay Haftası”. Bu nedenle sizlere “alkol bağımlılığı” hakkında bilgi vermeye çalıştım. Üniversite hastanemizden sevgili Artuner alkol bağımlılığı ile ilgili sorularımı yanıtladı. Geçenlerde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesini ziyaret ettim. Başhekim Ahmet Bey çok iyi ağırladı ve AMATEM merkezini ve personelini tanıştırdı. Oldukça önemli ve başarılı bir merkez. Görevli uzmanımız Dr.Kaan Toksöz hem merkezin çalışması hem de alkol bağımlılığı tedavisi ile ilgili bilgiler verdi. Psikoloğumuz Ali Bey ile de “psikoterapi” hakkında söyleşi yaptım. Çoğu kişi psikiyatrist ve psikolog farkını ayırt etmede zorlanır. Yeri gelmişken ben söyleyeyim: tıp fakültesi mezunu olup üzerine Psikiyatri ihtisası yapmış doktorlara “Psikiyatrist”, eğitim fakültelerinin psikoloji bölümünü mezunlarına da “Psikolog” denilmektedir.
Günde alınan 1-2 kadeh kırmızı şarabın kalp ve genel sağlık açısından faydalı olduğu yönünde araştırmalar var. Bazı hekimler bunu öneriyor. Bazıları da“mutlaka alkol alacaksanız bu şekilde alın yoksa almamanız daha iyidir” diye öneriyorlar. Bilgiyi vermek benden, kararı vermek sizden. Gerçek olan şu ki yaşamda hiç bir konuda ifrata (aşırılığa) kaçmamak gerekir. Siz aşağıdaki yedi maddeden üçünü işaretlediyseniz söyleşi yaptığım uzmanlarla bir görüşün derim.
 Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz.
 Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ‘istediği zaman bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
 İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye fark ettirmemeye çalışarak içebilir.
 İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terk eder.
 Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastrit vb), ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
 Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
 Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar.

Haftaya “Tıp bayramı”. Deneyimli hocalarımız ile hem genel sağlık hakkında hem de nasıl iyi bir doktor olunacağı hakkında söyleşi yapacağım. Hepinize sağlıklı bir hafta dilerim.
Sağlıkta Gündem’i okuyun sağlıklı kalın.

28 Şubat 2010 Pazar

Dr.Gülay Erözkan: Çocuğunuzun göz kontrolünde geç kalmayın!

Şaşılık nedir?
Her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesidir. Her bir gözde, 6’şar adet göz dışı kas bulunur. Bunların birinde veya birkaçında kuvvet azlığı veya fazlalığı olması şaşılığa neden olur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Bazı durumlarda kayma her iki gözde de mevcuttur.

Nedenleri nedir?
Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Sorunlu hamilelik dönemi, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılığa yol açabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık söz konusudur. Ailede gözünde kayma olan varsa çocuklarda şaşılığın görülme şansı yükselmektedir.
Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden göz bozukluklarıdır. Şaşılığa yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma, ateşli bir hastalık veya bir kaza sonrası başlayabilir.
Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir, bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa çarpması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. Çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.

Çeşitleri var mı?
Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır. İçe, dışa, yukarı ve aşağı şaşılık olabilir. Bu sınıflamanın dışında kalan özel şaşılık tipleri de vardır.


Erken tanı için anne ve babalara önerileriniz nedir?
Bütün çocukların 4 yaşından önce göz doktorunuz tarafından kontrol edilmiş olması gerekmektedir. Eğer ailede şaşılık ya da ambliyopisi bulunan başka biri varsa bu muayenenin 3 yaşından önce yapılması gerekmektedir.
Bebeklerin gözleri içe dönük gibi durmaktadır. Bunun sebebi burun kökünün daha geniş olması ya da göz kapağının iç tarafında deri kıvrımının bulunmasıdır. Yaş ilerledikçe bu görüntü ortadan kalkacaktır. Gerçekten şaşılık olanlarda ise düzelme olmayacaktır. Yalancı ve gerçek şaşılık arasındaki fark ancak göz doktoru tarafından teşhis edilebilmektedir.
Şaşılık kayan gözün tembel olmasına neden olur. Bu nedenle kayma şüphesi varsa mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır. Kayan bir göz çok önemli bir göz içi hastalığın habercisi olabilir. Şaşılığın düzeltilmesi göz tembelliğini düzeltmez, tembelliğin tedavisini mutlaka 7 yaşına dek yapılmalıdır.

Şaşılık genetik bir hastalık mı?
Evet, şaşılık için genetik yatkınlık söz konusudur.

Prof.Dr.S.Sami İLKER sağlık editörümüz Doç.Dr.Talha MÜEZZİNOĞLU'nun "ŞAŞILIK" ile ilgili sorularını yanıtlıyor:

Şaşılıkta çift görme olur mu?
Gözü hareket ettiren kasların kendinde, sinirlerinde veya kas-sinir birleşme kavşaklarındaki iletim bozukluklarında çift görme olur. Ancak bu yetişkinlerde sonradan oluşan şaşılıklarda ciddi olarak hissedilir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, tiroid (guatr) hastalığı ve miyastenya graves gibi hastalıklarda olabilir. Ayrıca beyin içinde kanama veya kitle gibi hastalık hallerinde de felce bağlı şaşılık olabilir.

Erişkinlerde şaşılık sonucu çift görme olabiliyor. Çocuklarda da çift görme olur mu?
Çocukluk döneminde beyin çift görmenin sıkıntısını hızla düzeltecek mekanizmaları derhal kullanır. Bundan dolayı, kayan gözün merkezi kısmından beyne gelen görüntü beyin tarafında silinme işlemi yapıldığı için, kişinin rahatsız olacağı çift görme hissedilmez.

Önemli başka bir hastalığın belirtisi olabilir mi?
Çocukluk döneminde bir gözün görmemesi veya görmesini kaybetmesi halinde göz içe kayar. Yetişkinlerde ise bir göz görmesini herhangi bir sebeple kaybederse, iki gözün beyin tarafında müşterek hareketlerini sağlayan merkezin uyarılamaması dolayısıyla 3-5 yıl gibi bir zaman içinde o göz dışa kayar. Çocuklarda özellikle içe kaymanın varlığı halinde, çocukta hipermetropi gibi gözlük gerektiren bir göz kusuru olabileceği gibi, çocukluk dönemi göz içi tümörleri gibi ciddi sebepler kaymaya yol açmış olabilir.

Çocuklarda kayma var mı, yok mu nasıl anlaşılır?
Çocuk siması ile yetişkin siması arasındaki en önemli farkı burun oluşturur. Çocuklarda burun küçük, burun kökü yassı ve gözün iç köşeleri arasında mesafe daha aralıklı, bazen üst kapak kıvrımları daha belirgindir. Bu sebeple, çocuk özellikle yana veya önüne baktığında gözlerde içe kayma var gibi olur. Kaymanın olup olmadığında emin olmak için, elimize alacağımız bir lambayı çocuğun gözlerine 30-40 cm.den tuttuğumuzda, ışığın korneadan (gözün önündeki saydam kısım) yansıyan pırıltının göz bebeğinin ortasında olması halinde şaşılık yok demektir. Bu durum sık görülen, anne baba ve yakınları tedirgin eden bir durum olup, biz bu duruma “yalancı şaşılık” adını veriyoruz.

Şaşılık şüphesi halinde ne yapmalıyız?
Eğer şaşılık konusunda yine de bir şüpheniz varsa, önce bir aile hekimi veya pratisyen hekim tarafından çocuk görülmeli, o gerekli görür ise bir göz hekimine başvurulmalıdır. Zaten, çocuklarımızın hiçbir göz hastalığı olmasa bile 1., 3. ve 5. yaşlarında birer kere göz hekimi tarafından muayene edilmeleri tavsiye edilir. Çocukluk döneminde yapılacak muayeneler, gizli kaymaların, kırma kusurlarının, ailelerin fark edemediği küçük açılı kaymaların teşhisi ve erken tedavisi açısından çok önemlidir. Şaşılıkta genetik geçişin rolü vardır. Ailesinde şaşılık olanlarda görülme ihtimali daha fazladır. Erken doğumlar, havale geçirilmesi, kazalar da ihtimali arttıran faktörlerdir.

Okul taramaları önemli mi?
Çok önemlidir. Ancak okul taramaları ilköğretim döneminde değil, “anaokulu veya yuva” döneminde olmalıdır. Çünkü kayma ile beraber, varsa tembelliğin farkedilmesi halinde iyi gören göze verilecek kapama tedavileri ile az gören gözün görmesi geliştirilebilir. Bunun için sınır 7 yaştır. Bu yaştan sonra tembellik farkedilse bile tedavi zamanı geçmiş olacağından, ömür boyu o göz az görecek demektir. O halde yapılacak muayene ile kaymaya bağlı tembelliğin olup olmadığı, kaymanın gözlüklerle düzeltilip düzeltilemediği takipler ile anlaşılır.

Şaşılık düzelir mi?
Elbette düzelir. Ancak şaşılığın pek çok türünün olduğunu, her birinin farklı özellik ve tedavilerinin olduğunu hatırlatmak isterim. Bir kere aile çocuğun en az 7 veya 8 yaşına kadar devamlı takip edileceğini bilmesi gerekir. Bu sebeple sabırlı olunmalı, hekimine güvenip takiplere düzenli gidilmeli, tavsiyelerine uyulmalıdır. Şaşılıkların bazıları gözlükle düzelir. Bunlara ameliyat gerekmez. Gözlüğünü taktığı sürece kayma olmaz, takmaz ise kayar. Gözlükle kısmen düzeliyorsa, kalan kısmı kadar kaymaya ameliyat uygulanır. Gözlükle hiç düzelmiyorsa, ameliyattan başka seçenek yoktur. Tedavi edilmeyen kaymalar estetik açıdan rahatsız edici olduğu kadar, kayan gözde tembellik gelişebileceği için o gözde hem görme gelişmez veya geriler, hem de derinlik hissi (üç boyutlu görme) azalır. Şaşılıkta tembellik 7 yaşa kadar tedavi edilmelidir. Çünkü bu yaşlardan sonra ne yazık ki tedavilerde cevap alınamamaktadır. Cerrahi tedavi gerekiyorsa, tedavi okul dönemine bırakılmamalıdır. Çünkü çocuklarda soyut kavramlar, acıma duyguları tam gelişmediği için, bu çocuklara karşı arkadaşları anlayışlı olmazlar. Bu hal ise gözü kayan çocuğu duygusal olarak yaralar.

Şaşılıkla ilgili Celal Bayar Üniversitesi hastanesinin durumu nedir?
Üniversite hastanemizin pek çok birimi gibi göz hastalıkları birimi de en ileri teknolojilere sahip, üç profesör ve iki yardımcı doçentiyle gayet iyi düzeyde eğitim ve araştırmalar yapmaktayız. Manisa ve çevre illerden gelen insanlarımıza hizmet vermekteyiz. Özellikle Şubat 2010 içinde yeni bina 6. kattaki yeni yerine taşınmasını tamamladıktan sonra, sıkışıklıktan kurtulmuş, özel hasta odaları ve özel birim odalarıyla vatandaşlarımıza ve hatta yurt dışından gelecek hastalara gayet albenili ortamlarda güzel hizmetler verecektir. Şimdiye kadar bina sıkıntısından dolayı bir ölçüde sağlayamadığımız hasta memnuniyetini sağlayacağımızı düşünüyorum. Şaşılık başta olmak üzere, göz hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde oldukça tecrübeliyiz. Yenilikleri takip ediyor, kendimizi ve öğrencilerimizi iyi yetiştirmenin samimi gayreti içindeyiz.

Söyleşimize katıldığınız için çok teşekkür ederim.
Ben de Manisalılara seslenme imkanı verdiğiniz için size ve gazete yöneticilerine teşekkür ederim.

Şaşılık İhmale Gelmez!

Sevgili Manisalı hemşerilerim,
Bu hafta sizlere ŞAŞILIK hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Genel anlamda her iki görme ekseni arasındaki paralelliğin bozulması hali diyebiliriz. Şaşılık çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilmekte, tek başına önemli bir rahatsızlık olduğu gibi, başka göz sorunlarıyla birlikte ve bunların sonucu olarak da gelişebilmektedir. İleri yaşlarda başlayan şaşılıklar hem estetik bir kusur, hem de çift görmeye neden olarak rahatsızlık yaratırken, çocukluk çağında başlayan şaşılıklar ayrıca ikili görme gelişimini aksattığı için daha kritik önem kazanmaktadır.
Gözler aslında çift olmasına karşın tek bir organ gibi çalışırlar. Tıpkı iki akciğer, iki böbreğin birlikte çalışması ve tek bir sistem oluşturması gibi, gözler de tek bir görme sisteminin parçasıdırlar. Bu sayede 3-boyutlu görme yeteneği kazanır ve sadece çevremizdeki nesnelerin şeklini, rengini, hareketlerini görmekle kalmaz, onların mekan içindeki konumlarını ve hareket yönlerini de algılarız. Ancak iki göz olmasına rağmen tek ve derinlikli görme yeteneği doğum anında var olmayıp doğumdan hemen sonra gözlerin açılması ile birlikte gelişmeye başlayan ve yıllar süren bir sürecin sonunda olgunlaşan bir özelliktir. Buna binoküler görme diyoruz. Binoküler görmenin gelişmesi için gözlerin açılmasından itibaren her iki gözün ışık, renk ve şekil içeren görsel uyaranlardan oluşan net ve kaliteli görüntülerle eşit biçimde uyarılması, diğer bir deyişle “beslenmesi” gerekmektedir. Bunu engelleyen her türlü durum binoküler görme gelişimini etkileyecek ve gözlerden en az birinin “tembelleşmesi”, yani ambliyopi oluşması ile birlikte binoküler görmenin gelişememesine neden olacaktır. Tek bir gözün sağladığı görüntü derinlikli algılama için yeterli olmayacağı için kişinin görme kapasitesi sınırlanmış olur. Binoküler görmenin gelişimi 10-12 yaşa kadar süren ve sonrasında beynin diğer birçok fonksiyonu gibi gelişimini tamamlayan bir süreçtir. Bu bakımdan 10-12 yaşına kadar çocuklarda ortaya çıkabilecek birçok göz sorunu göz tembelliğine yol açması yüzünden kritik önem taşır.
Özellikle çocuklarda şaşılık olması görme kaybına yol açan önemli bir bozukluğun habercisi olabilir. Ya da bizzat şaşılık ileride görme kaybına yol açabilir. Bu nedenle anne, baba ve öğretmenlerimizi buradan uyarıyorum. Herhangi bir şeyden şüphelenildiğinde mutlaka göz hekimine başvurunuz. Eğer çocuklar gözlerini kısarak bakıyorsa, çok yakından yazıyor veya okuyorsa, belirli uzaklıktaki bir şeye bakarken hep aynı şekilde başını bir yana yatırma gereği duyuyorsa bir göz bozukluğu olabilir. Lütfen ihmal etmeyin. İlimizde her iki devlet hastanesinde de çok sayıda göz hekimimiz var. Ayrıca üniversite hastanemizde de değerli meslektaşlarım en son teknolojiye sahip olarak hizmet vermekteler. Şaşılığı sayfamızdaki örnekte olduğu gibi ışığın yansımasına göre basitçe tanımlayabilirsiniz. Gerisini uzmanlara bırakınız. Üniversitemiz Göz Hastalıkları uzmanı ve şaşılıktan sorumlu öğretim üyesi Prof.Dr.Süleyman Sami İlker şaşılık tedavisi ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Yine eşimin çalışma arkadaşı Merkez Efendi Hastanesi Göz Hastalıkları uzmanı Dr.Gülay Erözkan’da söyleşimize katıldı. Her iki meslektaşıma da çok teşekkür ediyorum.
Asla unutmayın: sağlıklı yaşamak, onu kaybettikten sonra kazanmaktan daha kolay. En temelinde sağlıklı beslenmek yatıyor. Hem maddi hem manevi beslenmeden bahsediyorum. İyi beslenen ve mutlu olan sağlıklı da olur. Bununla ilgili ipuçlarını da her hafta gazeteniz “Manisada GÜNDEM” aracılığıyla aktarmaya çalışıyorum. Bu hafta bir şey daha önereceğim sizlere. Her yıl doğum günü, yılbaşı, bayram gibi bir özel gün belirleyin kendinize ve ailenize. O sizin ailenizin “sağlık günü” olsun. Bir gece önce hafif bir akşam yemeği sonrası artık kalorili bir şey yemeğin ve yatıncaya kadar da sadece su veya şekersiz çaylar için. Sabah aç olarak sağlık kuruluşuna gidin ve yıllık kontrolünüzü yaptırın; çok basit, sadece istemekle ilgili bir şey bu… Çünkü emin olunuz ki önlem almak veya erken tanı hayat kurtarıyor.
Önümüzdeki hafta “Yeşilay” haftası olduğu için konumuz alkol bağımlılığı. Bu konuda merak ettiğiniz soruları yanıtlamaya çalışacağım.
Sağlıkta GÜNDEM’i okuyun, sağlıklı yaşayın.